try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
ZehirliOk.COM
Sağlık, Huzur, Mutluluk, Aile Ve Evlilik

Kimin Ne Olduğunu Allah Bilir Ancak !!!

Kimin Ne Olduğunu Allah Bilir Ancak !!!

İnsanlar hep ben bilirim ,en iyi benim,ben çok okumuşum gibi şeylerle kendilerini üstün tutarlar.Ama bu üstünlük taslamasıyla,diğer insanları düşürme ,kırıcı laf etme,günahkar deyip,özür ve af dilemesinde ısrar eden insanlar,yanlış yaptıklarının farkında olmadıkları gibi,bildiklerininde kendilerine ve başkalarınada fayda sağlamıyacağı bilinmelidir. çünkü peşin hükümlü olmak iyi bir şey değildir.ve yanlıştır.
onu örnekleyen bir olayı anlatmak istiyorum ;

Padişahın İşi Ne............

Sultan Murat Han o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam sivayuş paşa sorar:
-Hayrola efendim canınızı sıkan bir şey mi var?
-Akşam garip bir rüya gördüm.
-Hayırdır inşallah.
-Hayır mı şer mi öğreneceğiz.
-Nasıl yani?
-Hazırlan dışarı çıkıyoruz.
Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hala gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıt'a çıkar, döner Vefa ya, Zeyrekten aşağılara sallanır. Unkapanı civarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatle bakınır. İşte tam o sırada yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar ‘kimdir bu ?‘. Ahali ‘Aman hocam hiç bulaşma der’derler. 'Ayyaşın meyhuşun biri işte!'
-Nerden biliyorsunuz?
-Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz.
Bir başkası tafsilata girer. 'Biliyor musunuz?' der. 'Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar çarşısında çalışır. Nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhuşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine hem de nerde namlı mimli kadın varsa takar peşine'. Hele yaşlını biri çok öfkelidir. 'İsterseniz komşulara sorun' der 'Sorun bakalım onu bir cemaatte gören olmuş mu?' Hasılı mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdili kıyafet mollalar kalırlar mı ortada. Tam vezir de toparlanıyordur ki padişah önünü keser:
- Nereye?
- Bilmem bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım.
- Millet bu çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz, öyle veya böyle tebamızdır. Defini tamamlasak gerek.
- İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar kurtuluruz vebalden.
- Olmaz rüyadaki hikmeti çözemedik daha.
- Peki ne yapmamı emir buyurursunuz?
- Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından.
- Aman efendim, nasıl kaldırırız?
- Basbayağı kaldırırız işte.
- Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var. Tekfini, telkini...
- Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasilhane bulmalıyız.
- Şurada bir mahalle mescidi var ama...
- Olmaz vefat eden sen olsaydın nereden kalkmak isterdin?
- Ne bilim Ayasofya'dan Sülaymaniye'den, en azından Fatih camiinden.
- Ayasofya ile Sülaymaniye de devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camiini iyi dedin. Hadi yüklenelim.
Ve gelirler camiiye. Vezir sağa sola koşturur kefen tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem manalı bir tebessüm okunur dudaklarında.
Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır.
- Sultanım yanlış yapıyoruz galiba
- Nasıl yani?
- Heyecana kapıldık sorup soruşturmadan buraya getirdik cenazeyi. Kim bilir belki hanımı vardır belki yetimleri?
- Doğru öyle ya, neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim.
Vezir cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur. Nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler. Sanki bu vefatı bekler gibidir. ‘Hakkını helal et evladım' der. 'Belli ki çok yorulmuşsun’. Sonra eşiğe çöker ellerini yumruk yapar. Şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, hatıralara dalar belki. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından. ‘Biliyormusun oğlum ?' diye dertli dertli söylenir. 'Bizim efendi bir alemdi vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar. Ama birinin elinde şarap şisesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya.
- Niye?
- Ümmeti Muhammed içmesin diye.
- Hayret
- Sonra malum kadınların ücretlerini öder eve getirirdi. ‘ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım’ derdi. 'öyleyse şimdi dinleseniz gerek’ o çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı ilmihal, Hüccetül İslam okurdum.
- Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki.
- Milletin ne sandığı umrumda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. 'Öyle bir imamın arkasında durmalı ki ‘derdi’ tekbir alırken Kabe'yi görmeli .
- Öyle imam kaç tane kaldı şimdi?
- İşte bu yüzden nişanca'ya, sofular'a uzanırdı ya. Hatta bir gün, ‘Bakasın efendi' dedim!, 'sen böyle böyle yapıyorsun ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada.
- Doğru öyle ya?
- 'Kimseye zahmetim olmasın' deyip mezarını kendi kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. 'İş mezarla bitiyor mu?’ dedim. 'Seni kim yıkasın, kim kaldırsın?
- Peki o ne dedi?
- Önce uzun uzun güldü, sonra 'Allah büyüktür hatun’ dedi. ‘Hem padişahın işi ne?'

Allahü tealanın öyle kulları vardır ki, halk onları bilmez. Hoş bazen kendileri de makamlarının farkında değillerdir. Hulus-u kalp ile boyun büker ümmeti Muhammed'e, halifeyi müslimine dua ederler. Samimi niyazları ile zırh olurlar sultana. Bir seher vakti göz yaşı ile yapılan dua, binlerce topun yapamadığını yapar. Kralları yıkar, kaleleri paralar.
İşte nalıncı baba o adsız sansız Allah dostlarından biridir. Asıl adı Muhammed Mimi Efendi'dir. Bergama'lıdır.
1592 yılında vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü. Ve mübareği evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Dahası bir tekke ile yaşattı adını. Türbesi unkapanında, cibali tütün fabrikasının arkasında, Haraçzade camii karşısındadır.

kubacami webteam

oraya yakın olanlar ziyaret edebilirler...

ALLAH HEPİMİZİ GÜZEL AHLAK,VE HOŞGÖRÜDEN UZAK TUTMASIN...AMİN
saygılar...

DUYGUSAL TATMINSIZLIK!

Psikolojide ''Duygusal tatminsizlik'' diye bir olgu vardır. Kimisi bu grup insanları, ''duygusal açıdan yeteri kadar mutluluğu tatmamış bireyler'' olarak nitelerken, kimisi de ''kendini ispatlama egosunu tatmin edememiş, kişilik sorunu yaşamış'' insanlar olarak tanımlar.
Duygusal tatminsizlik batagindaki tiplere soz islemez,kar etmez.!
Baskalarindan yogun ilgi beklemek,alkislanmak,takdir gormek karakterstik ozelliklerindendir.!
Varliklarini kimsenin kale almadigi kendi urettikleri yapay gundemlerle korumaya calisirlar.!
Susmak nedir bilmezler hatta konusan kisinin bilgi birikimine bakmaksizin yorumlar dosemekte beis gormezler ve muthis derecede alingandrlar.!
Bu tipler kale alinmadiklarini hissettiklerinde cilgina donerler ve satasmakla kendini ispat etmeye calisirlar..!!!
Toplum icinde yumusak.tatli gozuken usluplariyla taninirlar ama bireysel iliskilerde tehdit savurmalariyla boyunu asan sozleriyle taninirlar.!
Tek kelimeyle sinsi bi yilan gibidirler.!!

RABBIMIZ AKLIMIZI KURAN VE SUNNETIN EMRINE AMADE KIL VE SASIRTMA.AMIN.AMIN.AMIN..

NEYZEN TEVFİKTEN DALKAVUK YORUMU:-)

Neyzen Tevfiğin yakınlarından genç bir delikanlı ikbal basamaklarını hızla tırmanarak mühim mevkilere gelmiş.

Oğlunun başarısıyla gurur duyan baba,bir gün Neyzen Tevfiğin yanında oğlunun başarılarından anlatıyormuş.

Neyzen Tevfvik babayı tebrik ederek:
-Maşallah oğlunuz ayşe kadın fasulyesi gibi tebrik ederim demiş.
Adam bu ince nükteyi anlayamadığı Neyzenin yüzüne aval aval bakmış.

Neyzen son cümlesini söylemiş:

-Sizin mahdum ayşe kadın fasulyesi gibi,çünkü BU FASULYE sarılacak bir SIRIK BULDUMU HEMEN HIZLA TIRMANIVERİR.

-------------------------------------------------------
"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN DÜNYADA ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI Bİ-İNSAFA HİZMETTEN."

SAHTE DALKAVUK

Sahte dalkavuk

Dalkavukluk bir başına insanı küçültücü ve iğrenilen bir 'meslek' sayılırken onun sahte olanı demek ki, iki defa küçültücü ve iki defa iğrenç olmalıdır.

Düz bir dalkavuk yalnızca efendisine yaltaklanarak, ona övgüler düzerek onun gözüne girmeye çalışır ve dalkavukluğunun bedelini de tahsil etmek ister. Burada dalkavuk da, onun efendisi de karşılıklı olarak birbirlerini tanırlar. Birbirlerine karşı belli bir düzlemde dürüstlük içinde bulunurlar. Dalkavuk, efendisinin meziyetlerini övüp göklere çıkartırken bahsettiği meziyetlerin hiç de öyle göklere çıkartılacak şeyler olmadığını bilir, bunu onun efendisi de bilir. Ama dalkavuğun görevi efendisinin meziyetlerini övmektir, onun yapıp yapacağı iş budur ve yalnızca yaptığı bu işin karşılığını talep etmektedir.

Dalkavuk, aslında, efendisinin övdüğü, göklere çıkardığı meziyetlerin onda bulunmadığını bilir; tabiî eğer bu 'meziyetleri' öve öve onların mevcudiyetine kendisi de inanır hale gelmemiş oldukça.. Ve dalkavukluk ilişkisinin karşı tarafında bulunan efendi de, dalkavuğunun övdüğü meziyetleri taşımadığını bilir, eğer o da dalkavuğun sözlerini duy duya ona inanır hale gelmemişse.. Kısacası normal bir dalkavukluk ilişkisi içinde taraflar, bir tür bir oyun sürdürürler; karşılıklı bir oyun.. Yaptıkları işin bir oyun olduğunu fark ettikleri sürece mesele yoktur, diyebiliriz. Mesele yalnızca tarafların böyle bir oyuna niçin müracaat ettiklerine dair gerekçelerinde aranabilir ve sebep o gerekçelerin dibinde bulanabilir. Orada da iki taraf için söz konusu edilebilecek kişisel bir zaafla veya marazî bir kişilikle karşılaşılması muhtemeldir.

Dalkavukluğun, aslında, taraflar arasında düzenlenmiş ve taraflar arasında bile bile oynanan bir sahtekârlık oyunu olduğunu söylüyoruz. Ama bu sözümüz yalnızca halis dalkavuğa ve halis dalkavukluğa ilişkin bir belirleme olarak kabul edilmelidir. Sahte dalkavuğu, halis olanından ayırmamız gerekiyor. Sahte dalkavuğun yaptığı iş karışık, girift bir süreç izliyor. Bir kere o, halis dalkavuk gibi kendisini gerçek kimliği ile (kendi dalkavuk kimliği ile) ortaya koymuyor; bilakis o, dalkavuk olduğunu gizlemek için şaklabanlığa başvuruyor. Saniyen, sahte dalkavuk, halis dalkavuğun yaptığı gibi, efendisinin bir meziyetini övmekle veya yok olan meziyetini varmış gibi göstermekle yetinmiyor. Sahte dalkavuk, efendisine değerler aşılamaya veya efendinin sahip çıktığı bazı değerleri onun gözünden düşürmeye çalışıyor, bunu yaparken de, efendisinin sahip çıktığı değerlere sahip çıkarak onları gözden düşürmeye uğraşıyor. İşin daha da ilgi çekici yanı, sahte dalkavuk bir efendiye uşaklık etmiyor, fiilen iki efendiye birden uşaklık ediyor. Sahte dalkavuk, bir ülkede diyelim ki 'çağdaşlık hedefine ulaşmada irtica engelinden' bahsederken, o ülkede yönetimin ipini elinde tutanlar dine karşı bir görüş içindeyseler onlara yağcılık yaparken; öte yandan o ülke ahalisi dinine sahip çıkıyorsa onlara karşı da kendisinin muaheze ettiği şeyin din değil, irtica olduğu def'ini ileri sürüyor: fakat her halükarda, sahte dalkavuk iki tarafa da yaranma sevdası içinde bulunuyor.

Bu demektir ki, sahte dalkavuğun insan olarak sahip çıktığı hiçbir insanî değer bulunmuyor, o ne'den bahsederse etsin, sürekli bir sahtekârlık düzleminde yer alıyor. Bir bakıma inanırsa inandığına inanmıyor, inanmazsa inanmadığına inanmıyor, fakat bu bile halis bir nihilist tavrı içermiyor, çünkü böyle bir tavrı benimseyen bir nihilist böyle düşünmesine dayalı olan bir menfaat beklentisi içine girmez, oysa sahte dalkavuk hem böyle düşünür, hem ondan bir menfaat umar. İşte bu sahte dalkavukları, Shakespeare, Atinalı Timon'un ağzında şöyle paylıyor: 'Sizi sırıtkan, yapışkan, iğrenç sömürgenler sizi! İnsanın yüzüne gülüp kuyusunu kazanlar, dost yüzlü kurtlar, tatlı dilli ayılar! A para budalaları, sofra sülükleri, iyi gün sinekleri! Süklüm püklüm uşaklar, kalleş kuklalar!'

Esefle vurgulanacak husus şu ki, sahte dalkavukların elinden kurtulmanın yolu henüz keşfedilmiş değil, çünkü evlerimiz henüz kapı ve baca düzeni içinde inşa ediliyor: sahte dalkavuksa kapıdan kovulsa bacadan girmenin bir yolunu buluyor.

RASIM OZDENOREN

DALKAVUKLARA.!

Bir filozof ile bir dalkavuk konusuyormus. Filozof ne
derse dalkavuk onu tasdik ediyormus. Nihayet sabri
tükenen filozof haykirmis:
- Birader, hiç olmazsa bir kez olsun dedigime itiraz
et de iki kisi oldugumuzu anlayalim.

Devlet adami ve dalkavuk
Önemli mevkide bulunan bir devlet adami dalkavugun
birine:
- Sifir nedir? diye sormus.
Cevap tam beklenildigi gibi olmus:
- Sizin huzurunuzda ben.

Bey ve dalkavuk
Eskiden konaklarda dalkavuk bulundurmak adetmis.
Konagin birinde bir gün Bey demis ki:
- Bir dalkavuk alacagim, filan gün imtihan var, saga
sola haber saliniz. Derken o gün gelmis, kapinin önünde
dalkavuk adaylari sira olmus.
Biri içeri alinmis. Bey sormus:
- Sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuga hiç benzemiyorsun.
- Olur mu efendim? Ben filan Bey'in yaninda su kadar,
fismekan Bey'in yaninda da bu kadar sene dalkavuk olarak
calistim. Bey:
- Olmadi, sen çik. demis.
Derken ikinci, üçüncü..... adaylar gelmis, konusma hep
ayni, cevaplar hep ayni.
Bey, dalkavugunu bulamayacagini düsünmeye baslamis ki,
içeri biri girmis. Bey:
- Söyle bakalim sen dalkavuk musun?
- Evet efendim.
- Ama sen dalkavuga hiç benzemiyorsun.
- Hayir, hiç benzemem efendim.
- Dur bakayim, biraz da benziyorsun galiba.
- Evet efendim. Ben biraz da dalkavuga benzerim.
Bey hemen disari haber salmis:
- Tamam ben dalkavugumu buldum.

Kral ve dalkavuk
Kral ördek avinda... Av usaklari çevredeki ördekleri
kiskirtip,kralin önüne getiriyorlar.
Sonunda hazret önünden geçen bir ördege ates ediyor,
heyecanla dalkavuguna soruyor:
- Nasil? Vurdum mu? Vurdum mu?
Dalkavuk:
- Majesteleri zavalli ördegin hayatini bagislamak
alicenapliginda bulundular.

:-)

Yine Horozla ilgili olarak...

Bilgelerimiz şöyle buyurmuş:-)

Öyle horozlar vardır ki, karanlıkta öterler ve öttükleri için sabahın olduğunu sanırlar.

Çünkü gereksiz zamanda ötüyor.Sonrada yalanına kendisi inanıyor.Tabi o bir horozdur.Gereksiz zamanda öterse sahibi onu bir güzel keser.Eğer eti mundar değilse afiyetle yer.Mundarsa sanırım müzmehel olur.Çöpe gider.Toprağa gübre olur.

Devekuşuda öyledir.Avcılar onu,Çölde jiplerle kovalarlar.Devekuşu,yakalanacağını anlayınca başını kuma sokar.Avcının kendisini görmediğini sanır böylelikle.Halbuki koca gövdesi dışardadır.Başını kuma soktuğu için ne avcıyı görmektedir, NE DE SIRITAN KOCA GÖVDESİNİ.

Bir çok insan hatalardan ders alacağına,hala başını gaflet kumuna sokar.Devekuşuyla özdeşleşir.Çamura düşen insanın çamuru miskü anber gibi yüzüne gözüne sürmesi gibi.
------------------------------------------------------
"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN DÜNYADA ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI Bİ-İNSAFA HİZMETTEN."

Bakalım benim dalkavuk hikayemi nasıl bulacaksın?

Osmanlının son dönemlerinde bir paşa iltimasla van iline vali olarak atanmayı başarmış.Yani yağcılıkla torpille dümenini döndürmüş.

Merkezle arasını iyi tutmak için sık sık samimiyet ve bağlılık mektupları bildirirmiş.

Birisinde uzun uzun yağcılık yaptıktan,yaltaklandıktan sonra, Mektubun sonuna şöyle imza atmış:

VALİYİ VAN.
KULUNUZ NUMAN.

TABİ bu yağcılığına gerekli alaka göremeyince bir müddet sonra ikinci bir mektup döşenmiş. Altına şöyle imza atmış:

VALİYİ VAN,
SADIK KÖLENİZ NUMAN.

Bu mektubundada beklediği takdiri ve iltifatı göremeyince son bir mektup göndermiş. Onun altına şöyle yazmış:

VALİYİ VAN,
DEF-İ HACETİNİZ NUMAN.

Tabi beklediği takdir gelmişmi gelmemiş mi bilmiyoruz ama şunu biliyoruz ki,

YALAKALIK TARİHTEN GELEN BİR MESLEK.
YENİ BİR ŞEY DEĞİL.

-----------------------------------------------------
"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN DÜNYADA ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI Bİ-İNSAFA HİZMETTEN."

selamünaleyküm arkadaşlar

bende siteye yeni üye olanlar arasındayım artık.sitede gerçekten faydalı bilgiler bulunmakta.emegi geçen herkesin eline sağlık çok begendim.

Zahir ve batın üzerine...

Zahir, batının tercümanıdır.

Zaten her müslüman şaibeli davranışlardan kaçınmakla emrolunmuştur.Net olmalıdır.Şifre gibi olmamalıdır.Şühpe uyandıran davranışlardan kaçınmalıdır.

Bir gece Efendimiz ASLM,hanımyla bir köşebaşında bekliyordu.Uzaktan iki sahabe göründü.Yaklaştılar ve selam verdiler.Efendimiz onların selamını aldıktan sonra durun dedi.Onları durdurdu ve Bu benim eşimdir dedi.Eşini ismiyle onlara tanıttı.Onlar-Haşa Ya Rasulallah senin hakkında nasıl kötü düşünebiliriz dediler.
Efendimiz şeytan insanın damarlarında dolaşır ve ona vesvese verir buyurdu.Hadisi meal olarak söyledim.Bilen kardeşlerimiz orjinalini yazarlarsa minnettar kalırım.

Efendimiz bu davranışıyla, şifre gibi olmamamızı ve net olmamızı ŞAİBELİ ( ŞÜPHE UYANDIRAN) davranışlardan kaçınmamızı emrediyor.

Bu konuyu ben böyle anlıyorum.

DEMEKKİ ZAHİR,BATININ TERCÜMANIDIR.

Nusret KARDELEN

HER ŞEY MAVİSİNİ YİTİRMİŞ BİR HAYATIN YENİDEN İNŞAASI İÇİN

Nusret KARDELEN kardeşe.....

Evet bizler, gördüklerimizle hüküm ederiz, yani bir insanın yaptığı hal ve hareketlerine göre değerlendiririz.Onun için dediğinize tamamen katılıyorum, doğru ve isabetli. İnsan net ve açık olmalı,sizin dediğiniz gibi dinimizdede bu konuya dikkat çekilmiştir. Bu konuda İmdat SEZER beyinde belirttiği ;Şahi naksibend hazretlerinin meshur bir sözü var.
"biz zahir ile hükmederiz" dediği, bu sözde açık ve net bir şekilde olayı anlatmaktadır.
İnsanlar, yaptıklarını, normal algılamaların,anlaşılmaların tersine veya şifreli bir şekilde yaptıkları zaman, bu yanlış anlaşılmalardan zarar ve ters tepkilerde beraberinde getireceği için, net ve açık olmak gerekir. Hatta bazen yanlış anlaşıldı diye, sonuçta acı ve kötü olayların meydane gelmesine de sebep verebilir.

sagı ve sevgilerimle.....Allaha emanetsiniz....

sela bey

Gercekten konuyu enine boyuna cok guzel bi sekilde anlatmissiniz.Mukemmel bi yaziydi emeginiz icin sagolun ALLAH razi olsun.kimin ne oldugunu biz bilemeyiz gercekten..tekrar tskr ediyorum.sizin gibi dusunenler her yerde olsalardi keskem...sevgi ve saygilarimla...

NECİP FAZILDAN BEYİTLER.

Öttür yem borusunu öttür, öttür, borazan!
Bitpazarinda sattik, kalkamaz artik kazan!
------------------------------------------------------
Bülbüllere emir var: Lisan ögren vakvaktan;
Bahset tarih, baligin tirmandigi kavaktan!
---------------------------------------------------------
Bak, arslan hakikate, ispinoz kafesinde;
Tartilan vatana bak, dalkavuk kefesinde!
--------------------------------------------------------
Ah! küçük hokkabazlik, sefil aynali dolap;
Bir sapka, bir eldiven, bir maymun ve inkilap!

NECİP FAZILDAN BEYİTLER.

-------------------------------------------------------
"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN DÜNYADA ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI Bİ-İNSAFA HİZMETTEN."

Küp içinde ne varsa onu dışarıya sızdırır.

Her insan sütünün gereğini icra eder.
Batınında saklayamaz.
Münafık mutlaka nifak saçacaktır.Efendimizin hadislerinden anladığımız gibi; Sözünde durmuyor,yalan söylüyor ve EMANETE HIYANET EDİYORSA o münafıktır.Sütünün gereğini yapmaktadır.Batını, zahirine akmıştır.Küp içinde ne varsa onu dışarı sızdırır.Kalpte, batınında ne varsa onu dışarı sızdırır.Hiçbir asker sonuna kadar Maraşal gibi davranamız.Basıt ve bayağı halleri kendisini mutlaka ele verir.

Bir insanı keşfetmek için batınına gerek yoktur.O sütünün gereğini mutlaka icra edecektir.Kalbindekileri dışarı sızdıracaktır.Para,menfaat; muamelat ve şehvet gibi konularda davranışlarını saklayamaz.Kendini mutlaka ele verir.

HER DAVRANIŞ KENDİSİNDEN ÇIKAN KALBİN KALİTESİNİ ORTAYA KOYAR.

-----------------------------------------------------

"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI BİİNSAFA HİZMETTEN."

yalnız savaşcı kardeş'e..

yorumunuz çok güzel teşekkür ederim. Allah razı olsun.
Mesele insanın içi dışı bir olmalıdır derler ya....
İnsanın dışı yani zahiri bakımından görünümü neyse,içide aynı söyler mutlaka.yani hal ve hareketler daha dğrusu için yansıması zaten. zahirden olan hal ve hareketler batıninin söylemleri ve dürtüleridir..
saygılar...
Allah hepimizi doğru ve hak yolundan etmesin.

Şahin Beye...

Teşekkür ederim Muhterem Kardeşimiz.

Allah cümlemizden razı olsun.

Selam ve muhabbetle kalınız.

_______________________________________________________
"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI BİİNSAFA HİZMETTEN."

Asıl azmaz, bal bozulmaz.

cok dogru ve yerinde bir söz:

"Asıl azmaz, bal bozulmaz. Bozulursa yağ bozulur, aslı ayrandır"

Asıl azmaz, bal bozulmaz-2

Bir padişah Hızır'ı görmek istiyordu. Bir gün bunun için tellallar çağırttı. "Kim bana Hızır'ı gösterirse onu armağanlara boğacağım" dedi. Birçok oğlu uşağı olan fakir bir adam bu işe talip oldu. Karısına dedi ki:

- "Hanım ben padişaha Hızır'ı bulacağımı söyleyip ondan kırk gün müsade alacağım. Bu kırk gün için padişahtan size ömrünüz boyunca yetecek yiyecek, içecek ve para alırım. Kırk günün sonunda Hızır'ı bulamayacağım için benim kelle gider, ama siz rahat olursunuz" Adamın karısı kanaatkar biriydi ;

- "Efendi biz nasıl olsa alıştık böyle kıt kanaat geçinmeye... Bundan sonra da idare ederiz. Vazgeç bu tehlikeli işten" dedi.

Ama adam kafaya koymuşt. Padişaha gidip Hızır'ı bulacağını söyledi. Bunun için kırk gün izin istedi. Hızır'ı bulmak için koşuşturacağı kırk gün zarfında ailesinin geçimi için sarayın ambarından tonlarca yiyecek, içecek ve nakit para aldı. Bunları evine teslim edip kırk gün ortalıktan kayboldu. Kırk günün bitiminde padişahın huzuruna çıkıp herşeyi itiraf etti :

- "Benim aslında Hızır'ı falan bulacağım yoktu. Ailece sıkıntı çekiyorduk. Hızır'ı bulacağım diye sizden dünyalık almak istedim" dedi.

Padişah buna çok kızdı:

- "Padişahı kandırmanın cezasını hayatınla ödeyeceğini hiç düşünmedin mi?" diye bağırdı.

Adam da her şeyi göze aldığını söyledi. Bunun üzerine padişah yanında bulunan üç veziriyle görüş alış verişinde bulundu. Birinci vezire sordu:

- "Padişahı kandıran bu adama ne ceza verelim? "

- "Efendimiz, bu adamın boğazını keselim, etini parçalayıp çengellere asalım."

Bu sırada peyda olan, nurani, ak sakallı bir ihtiyar birinci vezirin sözleri üzerine söyle dedi: "Küllü şeyin yerciu ila asıhı" ...

Padişah ikinci vezirine sordu:

- "Bu adama ne ceza verelim? "

- "Hükümdarım bu adamın derisini yüzüp içine saman dolduralım."

Biraz önce ansızın ortaya çıkan ihtiyar yine "Küllü şeyin yerciu ila asıhı" dedi.

Padişah üçüncü vezire sordu:

- "Ey vezirim sen ne dersin, beni kandıran bu adama ne ceza verelim?"

- "Padişahım bana göre, bu adamı affedin. Size yakışan, sizden beklenen budur. Bu adam önemli bir suç isledi ama sanıldığı kadar da kötü biri değil. Çünkü çoluk çocuğunun rahatı için kendini feda edebilecek kadar da iyi yürekli..."

Nurani ihtiyar yine söze karıştı: "Küllü şeyin yerciu ila asıhı"

Bu defa padişah o yaşlı zata yöneldi:

- "Sen kimsin? İkide bir tekrarladığın o laf ne demektir?"

Ihtiyar cevap verdi:

- Senin birinci vezirinin babası kasaptı. Onun için kesmekten, etini çengellere asmaktan bahsetti. Yani aslını gösterdi. İkinci vezirin babası yorgancı idi. Yorgan yastık, yatak yüzlerine yün, pamuk vb. doldururdu. O da babasına çekti.

Üçüncü vezirin ise babası da vezirdi. O da soyuna çekti, büyüklüğünü gösterdi. Benim söylediğim söz "Herkes aslına çeker" demektir. Vezir istersen (üçüncü veziri göstererek) işte vezir, Hızır istersen (kendini göstererek) işte Hızır, bu adamı mahcup etmemek için sana göründüm, dedi ve kayboldu...

İman ve güzel ahlak kişide asılsa; aslı iman ve güzel ahlaksa,zahirde ondan nasibini alır,batında.

Hayat zahir üzere yaşanır batın üzere değil.

Çocuk annesine dedi ki: Anneciğim sen beni sevmiyorsun.
Annesi:Sevmez olurmuyum ama ben seni içimden seviyorum.

Çocuk : ANNE BEN SENİN İÇİNDEKİ SEVGİYİ NE YAPAYIM DEDİ

BATINDA KALAN GÜZEL AHLAKI BEN NE YAPAYIM,BANA NE KİŞİNİN İÇ DÜNYASINDAN,İÇ HALİNDEN,BEN YAŞANTISINA BAKARIM.

DUDAKTAN GİREN YANAKTAN BELLİ OLUR.

SU KABINA GÖRE CIMBILDAR,

AT SAHİBİNE GÖRE KİŞNER VESSELAM.

ZAHİRDE BATINA GÖRE ŞEKİLLENİR VESSELAM.

SELAM VE DUA İLE.

-----------------------------------------------------
"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI BİİNSAFA HİZMETTEN."

hızır

ASLI HU NESLİ HU DEMİŞLER.....

Allah, İnsanları sınıflamıştır...

Kıymetli Arkadaşlarım;

Şimdi yanlış öncüllerden yanlış sonuçlara gidiyoruz.Kareleri yanlış yerleştiriyoruz.Ceketin ilk düğmesi yanlış olursa diğerleri de yanlış olacaktır.

Şimdi;

1-Bir insan basın ve yayın temsilcilerinin huzurunda dese ki; " bin yıllık kitabın nesine inanayım" diyerek KK reddetse" bu adam zahire göre gitmiştir.Kitabı inkar ettiği için kafir olmuştur.Ne niyetle dedi,şu niyetle dedi,yok şöyle dedi,yok böyle dedi biz anlamayız.

Bu İslam Hukuku Koskoca HALLACI MANSURU DARAĞACINDA İDAM ETMİŞTİR.Bu Allah dostunu neden idam ettiler?
ENEL HAK DEDİĞİ İÇİN.

O zamanki hakimler (kadılar) zerre kadar hoşgörü göstermediler.Çünkü Hallacın söylediği söz zahiren küfürdü.Ama o değişik makamlarda geziyordu.Onun bu durumu hukuku ilgilendirmiyordu.Ama hallaç deli olsaydı,mecnun olsaydı söylediklerinde mazur olurdu,ceza ehliyeti olmazdı.

Onun hangi makamlarda gezdiği islam hukukunu ilgilendirmiyor.Bakın bu olay çok net bir ölçüdür.

2-İslam hukukunda yargıya intikal eden konularda hoşgörü olmaz.Cezası mutlaka verilir.Hatta namaz kılmayan müslüman kendi haline bırakılmaz.En hafif ceza Hanefiye göredir.Kaç sopa vurulacağını bilmiyorum ama dövülür.Diğerlerinde durum daha da vahim.Namaz kılmayan müslüman idam edilir diyen mezhep imamları vardır.

Zina,zina isnadı,hırsızlık ve daha bir çok suçun cezaları bellidir ve EFENDİMİZ DÖNEMİNDE UYGULANMIŞTIR.
Bu suçlar delilleriyle sabit olunca, cezalar infaz edilmiştir.

özet olarak:

İSLAMDA İNSANA DEĞER VERİLİR.AMA HER İNSAN KENDİ KONUMUNDA KALIR.MÜSLÜMANLAR İLİŞKİLERİNDE BU HASSAS CİZGİYE DİKKAT EDER.MESELA ARKADAŞ SEÇERKEN ÇEŞİTLİ KRİTERLER BELİRTİLİR.HAZRETİ ALİ EFENDİMİZ VE İMAM CAFER SADIK,
ŞU İNSANLARLA ARKADAŞ OLMA DER:

-KORKAKLA,
-CİMRİYLE,
-YALANCIYLA,

VE DAHA BİR ÇOK ÖZELLİKLER SAYAR.

Efendimiz (SAV);

"Kişi arkadaşının dini üzeredir" buyurur.

Demek ki;

-islamda sınırsız hoşgörü yoktur.

-Suçlar sabit olunca kişi kendi haline bırakılmaz ona hoşgörü gösterilmez ve cezası verilir.

-zahiren suç teşkil eden her davranış cezaya muhatap olur.Ne niyetle yapılırsa yapılsın.Yeterki delilleri subut bulsun.

Ayrıca bir müslüman yaşantısını beğenmediği, ahlakında hoşlanmadığı hususlar gördüğü her insandan, uzak kalma hakkı vardır.Ha, onun ıslahı için dilerse çalışır,dilerse ondan uzak durur,onun bileceği iştir.

Herkese hayırlı geceler dilerim.

------------------------------------------------

"ZALİME YARDIM ETMEYİN,YOKSA ATEŞ SİZEDE DOKUNUR."KK.

"MUİNİ ZALİMİN ERBABI DENAETTİR,
KÖPEKTİR ZEVK ALAN SEYYADI BİİNSAFA HİZMETTEN."

Sahi naksibend hazretlerinin

Sahi naksibend hazretlerinin meshur bir sözü ver.

"biz zahir ile hükmederiz"

zahir kisinin konusmalari ve yasantisidir. Batin ise insanin ic halidir. Gercekte bu kisi burada sunu kast etmemisti de bunu kast etmisti yahut aslinda bu cok iyi biridir böyle bisi yapmaz vs. lerle olmaz. Müslüman bir din kardesi hakkindaki iyi niyetini muahafaza ederken görünenlerin disinada cikmamalidir.

Bu anlamda yukaridaki hikaye cok güzeldir. Örnegin orada görünen ve görünmeyen neler vardir?

- Kadinlari evine getirdigi görülmüstür ama o kadinlarla el ele, kol kola, öpüsürken yahut zina yaparken görünmemistir.

- Icki ve alkolleri eve getirdigi görülmüstür ama testi testi ictigi yahut serhos serhos ortaliklarda dolandigi görülmemistir.

- Camiye gelip namaz kilmadigi görülmüstür ama onlar namaz kilarlarken namaz saati sürecinde caminin önünde oturur vaziyette yahut evinde yahut o muhitte hic görülmemistir..

Gördügünüz gibi zahirde bile görülmiyen cok sey vardir. Serhos oldugu, zina yaptigi ve namaz kilmadigi kesin bir sekilde görülmemis ve belgelendirilmemis sadece zanlar vardir.. ve mahalle halki tahmin ve zanlarla o kisinin arkasindan kötü düsünceye neden olmuslardir..

Lakin,

- fahiselerle el ele görülse, öpüsüp koklasirken görülse

Lakin,

- Icip icip mahallede naralar attigi görülse, elinde iski siseeleri sokaktakilere huzursuz yaptigi görülse

Lakin,

- millet namaz kilarken mahalle önlerinde oturuyor olsa hatta elinde iski yahut fahiselerle dolaniyor olsa..

iste o zaman hüküm daha baska olurdu.

Güzel bir hikaye paylastiginiz icin tesekkür ederiz.

Önyargidan uzak, karsilikli saygi sevgi ve anlayis icinde mutlu bir hayat komsularimiza ve bizlere insllh rabbim lütfeder

selam sevgi ve dua ile

gercekten cok anlamli güzel

gercekten cok anlamli güzel bir hikayeydi! ben sahsen ön yargili olmamaya gayret gösteriyorum....ama bazen oluyor ya, kendimi, böyle bir davranisa (hic belki fark etmedende) girdigimde, yakalaýinca cok kiziyorum.
"Kimin ne oldugunu ALLAH bilir ancak" cok dogru bir cümle.insanlara dogru yolu göstermek icin veya bir yanlisini gördügümüzde bagirip cagirmamiz, öfkelli olmamiz bunu degistirmez ki.anlatmasini bilmek lazim....
zaten sela bey siz herseyi cok güzel acikladiniz, paylasiminiz icin allah sizden razi olsun.

selametle...

Celin kardeş herkes bunun farkında olamıyor Malesef !!!

Böyle bir anlayışa ve ahlaka sahip olduğunuzdan dolayı rebrik ediyorum. Allah sizden razı olsun kardeşim.......

bak size bir cümle ; bu cümleyi kullanan bir insan nedemek ister ve bundan nasıl bir anlam çıkarabiliriz acaba,şöyle ;

"Ne yazık ki başkalarına öğüt vermeye gelince doğrucu oluyoruz fakat bir türlü kendi nefislerimize öğüt veremiyoruz.
Bu sözlerim, üzerine alınmak isteyenlere hediyem olsun!!! "

nedemek oluyor bu cümle. anlamı şu, ben herşeyi bilirim,sen günahkarsın,sen batmışsın,çamurdasın,bitmişsin artık senin söz hakkın yok ,günahkarsın demek oluyor ve bu insanı kırıyor ,rencide ediyor,onunla Allah arasındaki bağı koparıyor,önyargılı olarak o şahsa el uzatmayıp dahada batağa sürüklemiyor mu acaba.Ayrıca böyle derken hangi cesaretle kendini bu insandan üstün tutabiliyor ki ? Allahtan başka onun ne derecede olduğunu bilebiliyor mu acaba,allahından af dilemediğini, doğru yolda olmadığını nerden biliyor ,bu ahlak ile büyük bir günaha sürüklediğinin farkında değil bu söz sahibi herhalde uyarıyorum onu.
Bunu kafasına sokması lazım ki ;
KİMSE KİMSEDEN ÜSTÜN DEĞİLDİR, KİMSE BAŞKASI HAKKINDA ÖNYARGILI OLAMAZ, GÜNAHKAR, HATALI OLDUĞU ANCAK ALLAH BİLİR,CEZA VE MÜEYYİDE KESMEK ALLAHA MAHSUSTUR.
Bakın bu ahlaka sahip ve bu cümleyi sarf eden şahıs,ne kadar bilirse inan hiçbir faydası yok,çünkü peygamber(sas) efendimizin ahlakından uzak olursa ne fayda verebilirki,

Hiçkimse önyargılı olarak, başkası hakkında hüküm veremez,etiket yapamaz,günahkar diyemez Ancak ve ancak Kimim ne olduğunu Yüce mevlamız bilebilir. benimde o yazımda özellikle bunlara bir uyarı ve hatırlatma amaçlıydı zaten.
Ama gelgelim ki kibir,gurur,ve üstünlük taslamayı yenmek zor tabi.......
Hediye gönderen kendinin bilir.;((((((((
Onun ve hepimizin Peygamber edendimizin ahlahından etsin. Allah onu ve hepimizi af etsin diyorum.

SAYGILAR....

sela

sela kardesim,
haklisiniz....kimse kendisini baskasindan üstün kilamaz. fakat yazdiginiz cümlenin sahibini sizde sonucta tanimiyorsunuz, o sahisin bir kac cümlesine bakarak böyle bir sonuca varmamaniz gerekir bence. belki biraz sert bir cevab vermis olabilir bu arkadasimiz, fakat sizinde aciklamaniz biraz sert olmus bence.

kendi düsüncelereimizi elbette aciklaya biliriz, ama sizinde önem verdiginiz gibi, bunu kimseyi kirmadan yapalim lütfen.yoksa insanlar belki yetersizliginden, belkide sert tepkilerden korktuklari icin sorunlarini paylasmaktan veya kendi fikrini belirtmekten kacan bir duruma gelirler. evt, bende sizler kadar bilgili degilim fakat kendi düsüncemi, belkide yetersizligimi acik acik ifade etmekten cekinmiyorum, isterse insanlar beni bu yüzden ayiplasinlar, ki az gördügümüz bir olay degildir, ne yazikki.

"Kimin ne oldugunu ancak allah bilir".....unutmayalim yinede bizde insaniz, hata yapariz, hep mükkemmel davranmayiz, önyargili olmamaya gayret gösterelim, cünkü insan farkina varmadanda kendi kafasinda kisiler hakkinda belli bir resim ciziyor.ellimizden geleni yapalim, buda yeter diye düsünüyorum...

sevgiler...saygilar.

celin kardeşe !!!

canım kardeşim, inanın siz çok iyi ve ileri görüşlüsünüz,hernekadar bilgim sizin kadar yok desende, üstün ahlak ve hoşgörün dünyalara bedel zaten. bu yeter......
Evet bazen kendimizi kontrol edemiyoruz, ama bu yanlış kontrol etmek gerekir, yer ,zaman ve mekan da çok önem taşır,konuşurken ve yorum yazarken. Ama bazen insanın elindede değil,birazda insanın konuşma tarzındanda böyle anlaşılabilir, belki kötü niyet yok ama,usluptan dolayı sert görülebilir.

Madem ki biz bu sitedeyiz ve bu sitenin amacı ve imajı belliyse,ona göre kendimize çeki düzen ve örnek göstermemiz gerekmezmi ?

Sizinde dediğiniz gibi hatasız kul olamaz, zaten amaç burda o yanlışı ve hatayı düzeltmek için,kırmadan,yardımcı olabilmek değilmidir.
Evet kardeşim Allah senden RAZI OLSUN ÇOK GÜZEL VE OLGUN KONUŞUYORSUN. HOŞGÖRÜ VE AHLAK ANLAYIŞINIZDAN DOLAYI SİZE DUACIYIM VE TEŞEKKÜR EDERİM.....

saygı ve sevgilerimle..... Allaha emanetsiniz....

güzel düsünceleriniz icin

güzel düsünceleriniz icin tsk ediyorum sela kardesim. aciklamalarinizda sonuna kadar haklisiniz...insanlar yerine göre davranmasini bilmeli.

herzaman herseyi sorgulayan bir insanim, burda yazilari okudugumda zorlandigim cok oluyor, terimleri bazen anlamaya biliyorum.yazilarinizi anlasilacak
(tabi bana göre) bir dilde yazdiginiz icin size tsk ediyorum.

yine üstüne basa basa söylüyorum bizler "INSANIZ"...duygussalikligimizdan dolayi,
hic bir zaman hep "iyi" olamiyoruz,bircok seyden etkilendigimiz icin hatalar yapiyoruz.insan olmak güzel sey, hata yapip bunun farkina varmak da güzel bir duygu...insan oldugunuzu anliyorsunuz:)

düsüncelerinizin sebeblerini düzgün bir sekilde aciklamanizi takdir ediyorum gercekten.
allah sizden razi olsun.

selametle...

Sela? Bkz. ekteki link

http://www.zehirliok.com/node/2376

SONUNA KADAR OKUYUNUZ LÜTFEN!

Hayırlı gunler.
ALLAHA EMANET OLALIM.

DeLi_DuMRuL kardeşe !!!

selam kardeşim,
evet o linki daha önce okumuştum. Allah razı olsun ,güzel ve tam bir anlatım ve eksiğiyok gibi...
Bak kardeşime birşey diyeyim, inan ben böyle münakaşalardan nefret eden biriyim, bunu belirtiyim, ama baştan bugüne sizde bir düşünün, bence benim gerginlik yaratacak herhangi bir hareketim yok bence....ama yaptısamda özüre hazırım.Ama bazen insan sinirlendiği zaman olabiliyor, bazen sert kelimelerin arkasından insan üzülüyor tabi, olmaması gerekir. Ben şahsen insanların barışması, aralarındaki prüzleri gidermek için düzeltmek için vede tehlikelere bile atılmış ve atılan biriyim, hep barış ve insanların kardeşlik içinde yaşamaları için çabalıyorum ve çabalıyacam şahsen...İnşallah.
Celin kardeşimimde belirttiği gibi insanlar hatasız olamaz, yani hatasız kul olmaz, amaç bunu asgariye ve aza indirmek ve ortadan kaldırmaktır. teşekkür kardeşime...
saygı ve sevgilerimle.....Hepimiz Allaha emanettiz...

O zaman buna bir son verelim Sela!!

Madem okuduK ve anladıK o zaman evirip çevirip aynı noktaya getirmeyelim konuyu. Birbirimize laf çarpmayı bırakalım kardeşim!! Böyle polemiklere hiç lüzum yok.

Bu sitenin esas amacını düşünelim ve işi ehillerine bırakalım, bizler de yardıma ihtiyacı olan kardeşlerimize dualarımızla destek olalım.

Kaş yaparken göz çıkarmayalım lütfen ama LÜTFEN!!!

Niyetleriniz niyetlerimizdir...

ALLAHA EMANET OLALIM.

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: