try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
ZehirliOk.COM
Sağlık, Huzur, Mutluluk, Aile Ve Evlilik

DUASI KABUL OLMAYAN RABBİNE KÜSMESİN ÇÜNKÜ; DUA BİR SIRRI UBUDİYETTİR

Cenabı hakkın imtihanı herkeste farklı farklıdır. Eğer başımıza bela ve musibetler geliyorsa,bir şeyler hayatımızdan eksiliyorsa ve işler yolunda gitmiyorsa rabbimiz bizi dua ve niyazla huzurda görmek istiyor.Bizim niyazımızı ve haykırışlarımızı duymak istiyor.Kulun aczini ilan etmesi rabbimizin en sevdiği şeydir. Üstat der ki, aciz fakır tefekkür ve şefkat bizim mesleğimizdir bunlarla insan veli olur ,Allaha yakın olur.
Ağlamayınca çocuk ne bilsin anne ve baba çocuk açtır,hastadır veya ihtiyacı var. Nazik nazenin bebek hükmünde olan insan ağlayacak ki, ihtiyacı ona musahhar olsun, ağlarken lisani hal ve lisani kaal ile ağlamak gerekir. Rabbim nasıl ki bizleri nebatat ve hayvanat denen iki rahmet musluğundan besleyip yaşatıyor. Öylede iman, kuran, sünnet muslukları ile de beslemek istiyor ki, manen aç kalmayalım.Açlığımızı gidip haram musluklarından ve sofralarından takviye etmeyelim.Maneviyatı İmani ve Kur-ani musluklardan beslenmek gerekir ki,doyulsun.Doymak ve tatmin olmak için istemenin en güzel yolu ise duadır.Yalnız kul dua ile rabbinden isterken istediklerinin mahiyetini ve camiyetini iyi bilerek istemeli.Hakikat ve hikmet düsturlarıyla istemeli.Kul bazen rabbinden bir şeyler isterken nefis ve hevanın tahakkümü ile ister.illa matlubu olsun diye ısrar eder..Neticelerinde ona kötülük, bela, musibet getireceğini, hayatını yakacağını düşünmez.Halbuki, onun istediği şeylerin ona faidesi veya zararı olacağını ancak Allah bilir.O ne kadar heva ve duyguların tahakümü ile istese de rabbimiz sonsuz hikmeti ve rahmetiyle belki istediğini vermez.O kulun bütün dualarına icabet edip lebbeyk der. Her duaya cevap verilir ama her dua kulun istediği tarzda kabul edilmez..Çünkü ya kabulün şartları yerine gelmemiş ,ya gerekli niyazlar hakkıyla yapılmamış ,ya kabul için kulun hali ve kaali lisanı tesirli olmamış,ya duanı kabul vakti gelmemiş ya, kabul edilmiş ama geciktirilmiş ,ya istenilen şey iman ve din aykırı bir istektir,ya istenilen şeyler imana ve dine zarar verip kişiyi kulluktan edecektir,yada kabul edilmiş ama cennete neticeleri daha iyi olarak verilmek üzere tehir edilmiş olabilir.Duanın neticeleri birebir vücuda gelmediği zaman sabır etmek gerekir.Dua sadece maddi ve menfaatli şeyleri istemek için değildir.En önemlisi Allahtan sabır istemek için tazarru ne niyaz etmektir.Çünkü insan dünyaya mühim neticelerle gönderilmiş,sırrı imtihan için ona kapı açılmış,imtihan gereği olarak masiyet ,musibet ve taat üzere sabır ve imtihana tabi tutulmuştur.Bu noktada sabır etmesi istenmiştir.İmtihan olan dünyada duayı sadece dünyalık için kullanmak hakkı değildir.Verilen her şey imtihan içindir.Lezzet ve zevk için değildir.Verilenlere şüküretmekle mükellef olduğu için hakkı yoktur ki verilmeyenler için itiraz etsin.Verilmeyenler için itiraza hakkı yoktur.Çünkü burası mükafat yeri değildir.Çekilen meşaket, zahmet, çile sıkıntı ve musibetin karşılığının verileceği yer cennettir. İnsan dünyaya keyif sürmeye değil imtihan için geldi.Kendisine peşin olarak verilen trilyonlarca nimetin ücretin ödemeye geldi. Dünyada bile trilyonlarca nimetlere gark gedilen, insan olma nimetine gark edilen, mümin olma nimetine gark edilen insanın haddi değil ki tahakkümle verilmeyenleri de istemeye. Ve verilmediği zamanda küsmeye. Onun gasp edilen hakkı yok ki, isyan etsin. Hangi hakkı gasp edilmiş ki, isyan ediyor.Yokluktan hayata ve nura gark edilen insan ne hakla isyan edebilir.Kulun yaptığı ibadet,şükür,hamd ,peşin aldığı nimetlerin ücretidir.Onun hakkı yok rabbine isyan edip küsmeye Rabbinden alacağı olmayan insanın rabbine vereceği şükür ve kulluk borcu vardır.İnsan oğlunun zalimliği ve nankörlüğü öyle büyüktür ki,kendisine verilen trilyonlarca hediyeleri çoğu zaman nefsin kör noktaları yüzünden görmez.Bir adamın kendisine verdiği bir ev yada araba için gösterdiği minneti rabbi için göstermez.O adama ömür boyu dua edip,hatırlar, tazim eder teşekkür eder ,hayırla yad eder,iyiliğini hatırladıkça önünde eğili.Rabbine kulluğa gelince rabbinin verdiği trilyonlarca nimeti görmez.O trilyonlarca nimetin ölçülemeyen değerini idrak edemez.Kula itaat eder, rabbine isyan eder, şekva eder.Rabbinin vermediklerini hatırlayınca ona buna şikayet eder. Nefsimizi rabbimize şekva edelim.Rabbimizi kullara değil. Onlara teşekkür eder rabbine isyan eder.Kul rabbine şekva ettikçe elindeki nimetler azalır.Nimetleri eksilir.Bu nimetlerin içerisinde her şey vardır.Kul isyan edip şekva ile musibeti büyütürse rabbi de ondan nimetlerini çekmeye başlar..Kulluk ibadet şükür vb gibi nimetlerden mahrum olmaya başlar.Kaderi tenkit eden kedere düşer diyor hadis şerifte.Kaderin kubbesine şekva taşları değil şükür çiçekleri atmak gerekir.Biz verilenlerin şükrünü ödeyemezken niye hala verilmeyenleri istiyoruz.Başımıza işler açıyoruz.Niye cennette verilecek olan nimetlerin mükafatını şimdiden istiyoruz.Orda ki nimetleri azaltıyoruz.Cennetin meyvelerini dünyada koparıp bitiriyoruz.Halbuki cennetin bir elması dünyanın binlerce bağlarına denk gelir.

Dua eden ve duası zahiren kabul görmeyen bir çok insan duası kabul olmadığını düşünüp rabbine küser “Niye isteğimi vermedi”der..halbu ki,dünyevi kaygılar istekler için rabbinden küsülmez.Dünyevi şeyler için mümin üzülmez.Üzülecekse ve kaygı taşıyacaksa başına açılmış olan cenneti kazanma davasını nasıl ne şekilde neyle kiminle kazanırım endişesi ve tasası için üzülmeli .”Ebedi gençlik güzelliği saadeti nasıl kazanırım” diye tasa etmeli.Kendisini aydınlığa saadete çıkaracak olan rehberleri bulmalı. Nasıl namaz kılınır ,niçin namaz kılınır, niçin kulluk edilir ,niçin varlığımız vardır diye araştırmalı..Hayatın lezzetlerin mahiyetin hakikatini araştırıp iç yüzlerine öğrenmeli. İmanı onu yolda bırakır mı ,örtüsü ona cehennemde kalkan olur mu,imanı kabirde ona ışık olur mu,imanı onu sırattan geçirir mi.imanı onu son nefeste kurtarır mı diye kaygı edip rabbinden medet dilenmeli.Her gün amel defterine kaydedilen şeylerin ne kadar isyan nisyan ne kadar itaat kulluktur.Dünyevi işleri gibi uhrevi işleri de intizamlı mı,düzenlimi.Patronuna, baba, abi, eşe itaat ettiği gibi rabbine de itaat ediyor mu?.Patrondan babadan öğretmenden korktuğu gibi rabbinden de korkuyor mu.vb gibi sorgu sualleri kendi nefsine ve vicdanına sormalı.Daha ölmeden burada hesap yapılırsa oradaki sorgu suallerde zorlanmaz.50 menzil ve elli bin senelik sorgu sualle dolu bir yevmi mahşer bizi bekliyor.Berzahın kışı bizi bekliyor.Sıratın uzun çileli yolu bizi bekliyor.Cehennem sabırsızlıkla insanları bekliyor.Gözünü açıp bizi bekleyen bu yerler için hazırlık yapmalıyız.Uyku nasıl ki göz açıp kapayıncaya kadar biter.Göz kapanır akşam olu, Göz açılır sabah olur.İnsan bilmez nasıl geçti saatler ,aylar ve yıllar..Öylede insanın ömrü de bir uyku gibidir.Onun için hadiste denilmiş ki” insanlar uykudadırlar ölünce uyanacaklar”.Bizlerde sadece dünyalık isteyerek dünyalık peşinde koşarak gaflet uykusuna dalmayacağız.rabbimizden uhrevi şeyler istemeliyiz.Ellerimizi kaldırıp basit,adi,fail ,nakıs dünyalıklar istememeliyiz.Küçük çocuklar elmas dükkanına götürüldüğ zaman tavandaki balonlara heveslenip elması gözü görmez.Balon için ağlar.Bizlerde o küçük çocuk gibi ahiretin elmaslarını bırakıp dünyanın balonlar hükmündeki dünyalıklarını istemeyelim. Dua ile isteklerimizin çoğunluğu uhrevi olmalıdır..Rabbimizden ebedi ve baki bostanlar bağlar istemeliyiz.Dünyanın kırılacak camları hükmünde olan metalarını istememeliyiz.İbadet için kulluk için rabbimizden sıhhat ve afiyet istemeliyiz. Aile efratlarımızın ahiret akibetlerinin hayrını istemeliyiz.Ahiretimize faide verecek şeyleri istemeliyiz.Bilelim ki insanlar cennete rablerinin fazlıyla girecekler yoksa yarım yamalak ibadetleri ile değil.Eğer cennete ibadetle girilseydi cenneti kimse kazanamazdı. Çünkü yaptığımız hiç bir hamd ve şükür verilen nimetleri karşılamaz. Dua ,insanın heveskarane tahakkümüyle değil,Belki hikmeti rabbaniyenin hikmeti rabbaniyenin iktizasıyla ya matlubunu ya evlasını vermektir yada hiç birisini vermemektir.

Mümin olan şunu unutmamalıdır ki, Dua bir sırrı ubudiyettir.neticeleri ahirete bakar.Dua,kulun dergahı ilahiyede aczini ve fakrını ilan edip bir aczine istinad,fakrına ise istimdad istemesidir.Dua bütün hazineleri yanında olan,bütün rahmet hazinelerinin anahtarı elinde bulanan,her yerde hazır ne nazır olup kulunun her ihtiyacını bilen,sesini işiten,gören bir kadiri mutlakın kapısını niyazla çalmaktır.dua bir ibadettir ve dua ibadetinin mükafatı ahirettedir..Biz duayı ibadet olsun diye yaparız.Biz ibadeti dünyada menfaat ve mükafat için yapmıyoruz.İbadet ve duanın neticeleri ahirete bakar.Allahın rızası için yapıyoruz.Allah isteklerimizi versin diye dua etmiyoruz.Rabbimiz dünyada verirse isteklerimizi bu nurun ala nur ve ihsanı şahanedir.Dua,Allaha aczimizi fakrımızı ilan etmek içindir .Ona istinad ve istimdad içindir.Yalnız birden istemek içindir.Fakrımızı ve aczimiz rabbimize iletmek ve rahmet ve merhametini celp etmek içindir.

Yorumlar

Kardeşim Emire Nur

Merhaba Emire Nur

Yazdıklarını okudum ve senin adına gerçekten çok üzüldüm ve acıdım.Tahkik le aranda ne gibi bir ilişki var bilmiyorum ama ben onaylamıyorum sen anladın onu.İkincisi sen başkalarını savunacağına önce kendini savun.Kendi düşüncelerini açıkça söyle neden benim gibi açıksözlü ve yürekli olmuyorsunuz.Bırak tahkik i ahmet i mehmet i önemli olan senin düşüncen ve doğru düşünceye ulaşmak.Şuan dünyada peygamber yok yani fetva vericek kimse de yok.Kimse kendini bir şey zannetmesin Allah bize akıl vermiş ve bunu kullanarak doğruya ulaşabiliriz.Ama senin yaptığın körü körüne birine bağlanıp onun arkasına saklanıp pıs pıs bi şeyler söylemek.Aklını biraz zorlarsan benim gibi düşünmeye başlar hatta benim gibi düşünmeyi bırak daha da güzel düşüncelere kavuşursun.Site yöneticisinede gereksiz karalamalar yapma o bu işin hakkını gerçekten iyi veriyor zaten onaylamadığı bi şey varsa istemediğini yayınlamaz
insanlara karşı önyargılı olmayı bırak.Önce kendin ol başkası değil.Kendi aklını kullarak doğruya ulaş.Tahkik efendi benim diğer yorumlarımada leke atmış ama şunu da unutma aslında o kendini lekeliyor.Kısacası kimin ne olduğunu Allah biliyor.
Kendine iyi bak.

Aklını hayra kullanmayan cahil!

Yazdıklarımı okuyup bana acıdığına göre senin aklın Kuranın, Peygamberin hadislerinin önüne geçmiş onları inkara vardırmış seni. Asıl sen ve senin gibiler acınacak haldeler.Gurur, kibir, enaniyet ve kendini beğenmişlik halin için sen kendine acı. Onaylama hakkına sahip olduğunuzu zannettiğiniz fikrinizle kendinizin ne kadar önyargılı olduğunu gösteriyorsunuz zaten. Sen kimsin ki senin lafınla birini savunayım. Burada savunulanın Hakkın sözü, Peygamber, sünneti seniyye, hadisler olduğunu anlamayacak kadar aklında kıtlık var. Benim aklım, kalbim, düşüncem batıla ve batılı savunan gerzeklere hizmet etmez.Benim aklımın insafı, imanı ve vicdanı var. Benim aklım Kuran ve sünnet hakikatleri ile şekillenir. Doğru düşüncenin, hayata mana verenin dinin islamiyetinin güneşi altında olduğunu öğrendim ve DİL İLE TEKRAR KALP İLE TASDİK ettim. Allaha Peygamberine inanan insanların, bir ayet, hadis duyunca titreyip kendilerine geldiğini yanlışlarını gördüğünü biliyorum elhamdülillah. Siz aklınızı ilahlaştırıp putlaştırmışsınız ki her şeyi onunla açıklamaya çalışıyorsunuz. Allah akıl vermiş aklı Onun yolunda kullanacak kabiliyet ve istidatlarla donatmış ama kullanmayanlar sapıtmış kimisi Herşeyi akla bağlamış kimisi kadere bağlamış. Senin gibi düşünüp Allahın ayetlerini yok sayacağıma, Allahı yok sayacağıma bununla bütün mevcudatın hakkına gasp edeceğime Peygamberi saf dışı bırakacağıma Allah aklımı alsın. Kimse kendine leke atmıyor senin gibilerin lekelenmiş akıllarının karalanmış düşüncelerinin dine islamiyete hak ve hakikatleri pislik bulaştıramayacağını anlatıyor. Doğru bilginin kaynağı akıl değildir. Kurandır, Peygamberdir, sünneti seniyyedir, islamiyettir, dindir. Akıl ancak bunların ekseninde doğruya ulaşır.Size yine bir ayet yazıyorum anlayabilirseniz: Andolsun ki; Biz cinn ve insanlardan bir çoğunu cehennem için yarattık. Onların kalbleri vardır; anlamazlar, gözleri vardır; görmezler, kulakları vardır; duymazlar. Onlar; hayvanlar gibidirler, hatta daha da sapıktırlar. İşte onlar; gafillerin kendileridir.(Araf 179)
Eğer birilerinin ilmi, hikmeti ve yaşamı bana hayır ve güzellik katıyorsa tabi ki onun arkasında olurum. Onun batıl düşüncesini,yanlış düşüncelerini,Kuran ve sünnete uymayan yönlerini görsem onuda eleştiririm. Size karşı durmam yanlışlarınızı görmediğiniz içindir. Hatalarınızı kabul etmediğiniz içindir. Ehli imana çamur atmaya çalıştığınız içindir.

Kendi halinize acıyın başkalarına acıyacağınıza..

bu siteyi yıllardır takip ederim.bir ara tahkik kardeşin bir grupla olan mücadelisinde yanında yer aldım.bundan şeref duydum.kenodini hak zanneden bir grubun batıl düşüncelerini bir bir çürütmüştü.o zamanlar siteye yazı aklerdim.
bu siteye artık yazılar eklemesemde siteyi takip ederim.özellikle tahkik kardeşin yazılarını takip ederim.
kara star rumuzlu arkadaşım ,
sizin bir kaç yorumunuz ve burdaki yorumunuz karşıma çıktı.yazdığınız yoruma tahkik kardeşin verdiği hakikat dolu yorumlar karşısında kendinizi kaybedip geçip hak perest edasıyla ,ve alim edasıyla yorumlar yazmanızı ve içerisinde zulüm,zan,iftira ve itham dolu yorumunuz karşısında şaşırdım.iki üç tane yorum yazmakla her halde siz kendinizi alim felan zannettiniz.biz tahkik kardeşin ne mal olduğunu ne yapıda ve ne ahlakta olduğunu biliyoruz.burada ettiği hizmet,yazıları hakperestiliğini biliyoruz da siz ne ayaksınız anlamadım.emire denilen kızcağız size ayetler hadisler getirmliş,tahkik kardiş size bir çok hakikatli izahlar getirmiş ama siz cahilane,bir tıvırla gurur ve kibir ile şişirdiğiniz egonuz ile saldırıyorsunuz.kardeşim siz kendinizi ne zannediyorsunuz.iki üç tane yalan yanlış hatalı kusurlu insanları küfre atacak bozuk yorum yazınca kendinizi nimetten mi zanndeyiorsunuz.şu lanet olası kibir ve gururur bırakında şu insanın yazdığı yazıları insafla okuyun.şimdi tahkiki sana mı yedireceğiz.iki üç tane küçük aklınız eseri yoruma mı feda edeceğiz.yaptığıınz mesnetsiz ithamlara ve yalanlara ve uyduruk psikolojik tahlillere mi kurban edeceğiz.
allah aşkına senin yazdıklarını galiba kulakların işitmiyor.ağzından çıkanı kulağın duymuyor.senin üç beş şaibeli ve yalan ve hatalı kusurlu yorumuna atılacak leke mi var.insanlara yardım etmen güzel bir şey.ama bunu yaparken neden bildiğini sölmeliyorsun.dinin kaynağı kuran sünnet içma ve kıyastır.senin küçük aklın bunların üstündemi mi ki insanlara akıllarını kullanmayı tavsiye ediyorsun.yorumlarını hayretle ve ibretle okuyorum.bu kadar insan pişkin,bu kadar insan kendini beağenmiş,bu kadar insan kendisini maskara edermi.bu ne kibir bu ne gurur bu ne burnundan kıl aldırmamak.insanlar sana kurandan hadisten delil getirmiyş ama sen hale başka tellerde çalıyorsun.yeter ya sizleri bize paraylamı veriyorlar.senin gibi kendini haddini bilmeyen gelecek burada laf edecek bizde senin yalanlarını mı destekleyeceğiz.kaderi inkar etmeni göz göre destek mi olacağız.bu ne ya.alimlerin mi fetva verdiğini peygamberin mi fetva verdiğini bilmeyen bir insan burada kalkıp üç beş lafla laf ebesi yaparak insanları kendi lehine çevirmeye çalışıyor.bazen karşıma böyle yorumlar çıkıyor.anlıyorum ki bu sitede pek yorumlarnı denetleyecek alim derecesinde insan yok ki bu tür insanların yorumlarını yayınlayarak milletin itikatını sarsmasına sebep oluyorlar.
kardeşim olmayan aklını başına al.içiresinde vicdan insaf kitap hadis hakikat kalp ve dil olmayan bir akıl neye yarar.senin aklın galiba vahyin önüne geçmiş.güzel faydalı yazdığın şeyler için allah razı olsun derim.ama yanlışlarına gelince orada duracaksın.öyle istediğin hezayını batıl efkarı burada söyleyip insanlırın akıllarını bozamazsın.burda karşında sadece tahkik değil bizlerde dururuz.kendine olan kötü hasletleri başkasında aradığının farkında değilsin.bu kadar yorum ve yazı varken neden tahkik seninle uğraşsın.neden sana haset etsin.ihtiyacı mı var.tahkik kimdir necidir.nerede yaşar gerdçek adı nedir biliyormusunuz.eğer şöhret gurur kibir kendini beğenmişlik hali olsaydı korkma bunu herkes bilirdi.ben onu tanırım.onun sayisinde islamiyeti sevdim.içerisine girdim.onu bırakıp sizin gibi kuş akıllı kör nazarlı insafı olmayan adamların arkasında gidecek değiliz.
tahkik kardeş niye artık eskisi gibi yorum yazmıyorsun dediğim zaman.bana:çünkü artık cahillere feda edecek vaktim,öküzlere incik boncuk takacak lüksüm,insafsızlara ve kibirli insanlara saatlerce bir şeyler anlatacak vaktim yok.anlayan ve kabul edenlere konuşmak kolay ama eniniyet sahibi kendini beğenen ve laf olsun diye konuşanlara söyleyecek vaktim ve lüksüm yok.onlara vereceğim saatleri yeni yazılar yazmaya ayırırım.çünkü onların insafı yok.boş boşuna insanı oyalamaktan başka yaptıkları bir şey yok demişti .
kendisine bu tip insanların ağzının payını iyi veriyorsun dediğimde."boş ver dedi.insaf ve vicdan görsem yazacağım ama yok.gurur kibir akılcılık hastalıı kendini beğenmişlik ve kusurunu ve hatasını kabul etmemek gördüğüm için böyle adamlara karşı sukut en iyisidir.insaf ve ilim sahipleri kimin hak ve hakikat üzere olduğunu kimin yanlış kimin doğru olduğunu bilir dedi.bende ona katılıyorum.
korkam seni haklı onu haksız seni doğru onu yanlış,seni alim onu cahil ,seni takvalı onu takvasız görecek değiliz.basiretimiz imanımız ilmimimz ve aklımız kimin ne mal olduğunu biliyor.konuşarak kendini daha çok batırma.ben tahkikin ne olduğunu kim olduğunu biliyorum.ama senin ne ayak olduğunu az çok tahmin ediyorum.inşallah çok güvendiğin aklın sözlerimi anlamıştır.anlamasa vicdanına sor o sana hak vermeyecektir.ha bunları sana karşı hakaret iftira itham olarak anlama.yada körü körüne tahkik tarafını tutan birisi olarak anlama.biz hakkın hakikatin yanındayız.ekmeğimizi çayımızı çorbamızı aldığımız nefesi tahkikler vermiyor.işimizi aşımızı evimizi masraflarımızı hiç vermiyor ama bizlere ilim hakikat marifet veriyor.ondan dolayı minnet ediyoruz.takdir ediyoruz.yanında ve arkasında oluyoruz.selametle

Re: Kendi halinize acıyın başkalarına acıyacağınıza..

Vermeyince mabud neylesin mahmut

alım edalı cahil kardeşim

Tahkik kardeşi cahil kendini alım yapan kardeş,sen emin misin alım olduğundan.iki cahilce yorum yaparak kendini alım mi zannettin.biz tahkik kardesin ne mal olduğunu anladik sen ne ayaksin insanlar kime ınanip ınanmayacaklarini biliyor.sen o kadar cahilsin ki peygamberin fetva vermeyecegini bilmiyorsun.dinimiz kuran,kiyas,icma ve icma üzerine hüküm verir.kafaya göre değil.emire kardeş sana ayetler ryazmış,tahkik sana hak yazmis sen ise onlara hakaret.çok güvendign aklin seni bak maskara ediyor.hiç bu adamın yazılarını okudun mu.bu adamı nerden tanıyorsun ki adamın kişilik haklarına saldirip hakaret ediyorsun.sizin gibi insanlar yüzünden artık bu sitede yazı yazmıyor.iki yorum yazarak alım olunmaz.kafi güzel ameli cirkin adamlardan bıktım yahu.lütfen gölge etmeyin bu sitede.bizim tahkik gibilere ihtiyacimiz var.sizlere sizin gibi kendini bir şey zannedenlere değil.

sırrı çözülmemiş kapı duası

Birinci Okunuş :5 vakit namazın arkaısndan 129 defa okunur
sırrı çözülmemiş dua
yusuf suresinin 100ayeti bu ayetin 7 okuma şekli varmış
Kapı,Kılıç ve Zirve duası olarak geçiyorAçılmaz kapılar açılır olmazlar olurmuş
Birinci Okunuş

"İnne rabbi ledifun lima yeşa'u innehu huvel alimul hakim" 5 vakit namazın ardından 129 kez okunur
İkinci Okunuş:"İnne rabbi ledifun lima yeşa'u " bu ayetle okunan sırlı ayeti bilen var mı?

BİRİNCİ OKUNUŞ:
Ayeti kerimeyi taşıyabileceğine inandığınız herkese öğretebilirsiniz:
Beş vakit namazın ardından 129 kere:
İnne rabbi ledifun lima yeşa'u İnnehu huvel alimul hakim

Gün içinde sayı tutmadan ve dilimiz döndüğünce, okuyabildiğimiz kadar:
" İnne rabbi ledifun lima yeşa'u"

Bu şekilde okumaya devam edenler, bakın kısa bir zaman diliminden bahsetmiyorum, bu şekilde okumaya devam edenler önlerinde kapıların açıldığını, olmazların olduğunu göreceklerdir Bu nedenle bu okunuşa KAPI DUASI denilir

İKİNCİ OKUNUŞ

Delailül Hayrat Kitabının eski baskılarını arayın Ortada selatuselamlar, etrafında ise farklı alimlerce okunmuş, öğretilmiş dualar bulunan eski baskılardan bahsediyorum Hafızam beni yanıltmıyorsa Salah Yayınevinden çıkmış olan Delailül Hayrat kitapları böyledir (Yayınevinin adını yanlış hatırlayabilirim) O kitaptaki kenar dualarından biri Yusuf Suresi'ndeki bahse konu ayeti barındırır ve İsm-i Azam duası olarak bilinir Hani bulduğunuz kitapta burası İsm-i Azam duasıdır diye yazmayabilir -ki genelde yazmaz- biraz daha yakın adres tarif edeyim Pazartesi dersinin kenar duaları arasındadır Önce orayı kontrol edersiniz sonra diğer bölümlere bakarsınız "İnne rabbi ledifun lima yeşa'u" ayetini gördüğünüzde duayı buldunuz demektir Kıymet bileni var, bilmeyeni var Ağzı dualı olan var beddualı olan var Bu nedenle sadece nasibi olan bulup okusun diye açıkça yazmak yerine adres tarif ediyorum Bu da KAPI DUASI'dır
Bu duayı ezberleyip beş vakit namazın ardından 3 kere okumalısınız
Yine ayeti kerimenin yukarıda yazdığım bölümünü yine beş vakit namaz ardından 129 adet okumalısınız

Gün içinde ise 17 bin küsürlü Latif ismi sayısını dikkate alarak okuyabildiğimiz kadar İnne rabbi ledifun lima yeşa'u okumalıyız Dileyenler ayetin devamını da okuyabilir ki ben öyle yapıyorum
Zaten bu iki okunuşu yapabilseniz size fazlasıyla yeterli olacaktır Allah dilerse daha fazlasını öğrenmenizi de nasip eder Biz, bildiğimizle amel etmekle memuruz Dilim döndüğünce anlatmaya çalıştım, ne kadar başardım bilemiyorum Niyet hayr, akıbette hayr olur inşallah

Bu ayeti okumak kolaydır ama taşımak zordur Bunu özellikle çizelim Sürekli okuyanların, "Yarabbi taşımayı nasip et" diye kendilerine dua etmesi de tavsiye edilir

" İnne rabbi ledifun lima yeşa'u"

Bu ayetin 2.3.4.5.6.7 okunuşu ve zirve kapı duasını bilen var mı? açılmaz kapılar açılır olmazlar olurmuş

Bir noktaya değinmek

Bir noktaya değinmek istiyorum, Allaha inanan hiç kimse O'na isyan edip karşı gelmek istemez,Allaha karşı gelipte kendini ateşe atmaz... Eğerki Neden rumuzlu arkadaşım bu kadar sitemkar ise mutlaka yaşadığı gördüğü birşeyler vardır.
Ona Allahtan daha çok sabır diliyorum.

Allah dilediği kuluna dilediği şekilde tecelli edebilir. Kimi sabrının mükafatını bu dünyada alır, kimiyse alamaz. Benim 20 senelik sabrım yandı kül oldu,
Tek umudum sabrımın karşılığını ahirette görmek.

Bunu umud etmek bile marifet istiyor. Hiç görmediğin bilmediğin haber almadığın bir mekandan umud etmek ve tüm hayallerini oraya odaklamak...

Şuan benim bulunduğum nokta bu...
bu noktada olmayan bir kimsenin, 'neden' rumuzlu kardeşimin serzenişlerini olgunlukla anlamaması normaldir. Umuyorumki değerli kardeşim o seviyeyide geçip huzur bulucak.

Kolay olmadı benim içinde, ama rabbim sabrımı hergeçen gün artırdı çok şükür.
Kimseyi kınamıyorum, şeytanın beni Allah ile aldatmasınada izin vermiyorum.

Teşekkür

Kardeşim,
Yazınızı okudum ve nazımın geçtiği kişilerinde okutacağım. Teşekkür etmeden gidemedim. Böyle bir yazıda alınacak, çıkartılacak o kadar çok şey var ki, yüreğinize sağlık. Allah razı olsun, zor günler geçirdim, sıkıntı çektim. Akıl başa gelince birde baktım ki, daha beterleri var, şükürler olsun Rabbime.
Allah'tan gelen her şeye razıyız.
Esen Kalın.

kaldırılan yorum

burada bir yorum vardı kaldırılmış.neden diye soran bir yorumdu.o yorumu tekrardan koymanızı rica ediyorum.ona inşalah gerekli cevabı vereceğim.bir aydır yoğunluk yaşadığım için yazamadım.
yorumu kaldırılan şahis o sorulara cevap bulamadığı zaman belki oinsan küfrün tam ortasına gider.çünkü zaten söylemleri o kadar küfür doluydu ki isyan doluydu ki hiç olmazsa belki hatasına yanlışını anlar.rabbini bizlere şikayet etmez.yanlışından döner.

Boş ve abes sözlerin maskarası olacağıma;
güzel sözlerin hamalı olurum!
*****************************************
İnsan bazen susması gereken yerde konuştuğu için kaybeder.
Bazende konuşması gerekmeyen yerde sustuğu için kazanır.

DUASI KABUL OLMAYAN RABBİNE KÜSMESİN ÇÜNKÜ; DUA BİR SIRRI UBUDİY

Allah kullarına neden bu kadar eziyet ediyor o zaman?..açılan elleri neden geri çeviriyor?..herşey bir imtihan diyoruz,sabretmemiz hayırlısını beklememiz gerek diyoruz...insanların bu kadar acı çekmesi Allahın hoşunamı gidiyor bir kere olsa o an elimizi açtığımızda istediğimizi veremez mi?..diyeceksiniz ki sizin için hayırlı olmadığı için vermiyordur peki sonuçta Allahın ol dediği olmuyor mu hayırsızsada hayra çevirip istediğimizi bize veremez mi?neden bize bu kadar acı çektiriyor sonuçta bu dünyaya gelmeyi biz istemedik ki bizi yaratırken sordumu kulum sana can vericem ama dünyada bu sıkıntılar var katlanabilecekmisin diye istemeyerek geldiğim bu dünyada neden imtihan ediliyorum neden bu kadar acı çekiyorum...Allah nezninde her kul aynıdır der hadisler ve ayetler...ozaman neden başkaları bu dünyada diledikleri gibi yaşarken ben ve benim gibiler sıkıntı çekiyor merhamet bunun neresinde?..herkes Allahın rızasını almak için uğraşıyor peki ben Allahtan razı değilsem ne olacak?...üzgünüm ama Allahın adaletindende merhametindende şüphe ediyorum artık

Allah Kullarına Neden Acı Çektiriyor.

Neden rumuzlu kardeşim; ALLAH KULLARINA NEDEN BU KADAR EZİYET EDİYOR O ZAMAN?..AÇILAN ELLERİ NEDEN GERİ ÇEVİRİYOR?..HERŞEY BİR İMTİHAN DİYORUZ,SABRETMEMİZ HAYIRLISINI BEKLEMEMİZ GEREK DİYORUZ...İNSANLARIN BU KADAR ACI ÇEKMESİ ALLAHIN HOŞUNAMI GİDİYOR. DİYORSUNUZ.

KARDEŞİM, sorduğunuz ve şekva ettiğiniz cümleler o kadar isyan, dalalet,küfür söylemleri yüklü ki sizin bu soruyu sorarken kasıtlı olarak sorduğunu düşünmeye başladım.çünkü bu tarz soruları daha çok soranlar dinsiz felsefe okuyanlardır.insanların akıllarını karıştırmak için böyle sorarlar.bir çoklarını isyana ,dalalete atarlar.sorunuzda o kadar şekva var ki farkında değilsiniz.gelmiş Allahın rahmetini,keremini,adaletini bizlere kullara şikayet ediyorsunuz.Allahın rahmetini adaletini keremini bizlere anlatan ,öğreten binlerce peygambere ve milyonlarca veliler değil sana inanmamızı istiyorsun. Kullara rabbini şikayet etmekle eline bir şeyler geçeceğini zannediyorsunuz. Allahı bizlere şikayet edip biz aciz,ve fakir olan bizlerden ne umacaksınız.Kainatı kabzayı tasarufunda tutan mevsimleri getiren götüren,hayatları veren,insanları öldüren,had ve hesaba ve sayılara gelmeyen canlıları yaşatan,öldüren,yok eden,trilyonlarca galaksileri sapan taşı gibi çeviren ,künf feyekün emriyle bütün mahlukatı var eden,cenneti baharı yaratmaktan daha kolay yaratan,güneşleri terbiye eden,mahliukatı terbiye edip emrimize veren bizlere hizmetkar eden ,rahmetinin ve hikmetinin her şeyi kuşattığı, bir zat size eziyet haşa ve kellla sırrı imtihan ve darı mükafat için ve beklide sizin nefsinizin hataları için ve sizin iyiliğiniz ve hayrınız için size eziyet ettiği zaman biz acizler faniler ölümlüler ne yapabiliriz.seni onun elinden nasıl alabiliriz.eli ömrü hayatı sabrı kısa bizler sana ne yapabiliriz.bütün dünyanın ordularını toplasak,bütün füzeleri kalkanları kursak,bütün hidrojen bombalarını hazırlasak,bırakın haşa ve kella Allaha karşı isyanı insanın çiğerine konan küçük bir kanser virüsünü oradan kaldırıp yok edebilir miyiz.ölümü öldürebilir miyiz.kabir kapısını kapatıp ölümün önünü kesebilir miyiz.Azraili ortadan kaldırabilir miyiz.bunlara gücücümüz yeter mi.haşa ve kella.
Kardeşim küfür kokan şu cümlelerinizi her yerde söyleyip isyanınızı artırmayın,isyanlarınız dalalate ve küfre götürüp size helak ederler.cürmünüz ve cisminiz küçük ama söylediğiniz kelimeler adeta firavun ve nemrut edası var.bu kelimeleri söylemek bizim haddimiz değildir.rahmeti hikmeti keremi adaleti mutlak ola rabbimize isyan etmeden önce akledin düşünün taşının vicdanınıza sorun,gözünüzü açın,insafla ve imanla bakın,iman gözlüğünüz olmadığı için,İslam gözlüğünüz,itikat vicdanınız olmadığı için Allahın rahmetini gazap,onun hikmetini abesiyet,onun adaletini zulüm olarak görüyorsunuz..Diyorsunuz ki: Allah kullarına neden bu kadar eziyet ediyor o zaman?..açılan elleri neden geri çeviriyor?..her şey bir imtihan diyoruz,sabretmemiz hayırlısını beklememiz gerek diyoruz...insanların bu kadar acı çekmesi Allahın hoşuna mı gidiyor.
Bu sözünüz o kadar akıldan fikirden uzak ve zulüm ki farkında değilsiniz. Allaha zulüm ve adaletsizlik teşmil eden kardeşim. Şimdi insanlar hiç düşündün mü ta çocukluktan başlayıp üniversiteye hattat ömrünün sonuna kadar yüzlerce binlerce on binlerce maruz kalıyorlar.bu sınavlar sonucu maddi ve manevi sıkıntı çekiyoruz.hiç kimse sınavsız imtihansız zorluk olmadan bir yerlere gelemiyor bir şeyleri elde edemiyor.kimseler okumadan öğrenemeden bir makam meslek para sahibi olamıyor.hepsi bıkıntı ve bir süreç istiyor.zaman ve seneler istiyor.insanların istedikleri eslekler,evlere mallar bir anda olmuyor.kimsenin elinde sihirli değnek olmadı için her şey bir zaman alıyor.emek ve ter gerektiriyor.bu süreçlere karşı ise herkes sabrediyor.öğrenci üniversetiyi kazanmak için sabrediyor.doktorluk okuyan doktor olmak,öğretmen öğretmen olmak için sabrediyor.memur emekli olmak için,işsiz iş bulmak için,sabrediyor ve sıkıntılara katlanıyor.borçlular borcunu ödemek için sabrediyor.dünyada sistemlerde herkes her şeyi bir sıkıntı,zorluk ve meşaket sonucu kazanıyor.her şey bir mertebeye,zamana,zemine,dereceye ve kademelere göre oluyor.okul okumadan doktor olunmuyor,çalışılmadan para kazınılmıyor,okunmadan meslek sahibi olunmuyor,çıraklık yapılmadan usta olunmuyor.şimdi sizlere soruyorum.diyebilirmiyiz ki öğretmen çocuğa niye yıllarca işkence ediyor,ünevirsitede insanlar niye yıllarca okuyor,çıraklara ustaları niye yıllarca eziyet ediyor,çile çektiriyor istediklerini hemen vermiyor.kimseler bir sene doktor ,öğretmen olmuyor,kimseler hemen usta olmuyor,imtihansız sualsiz sınavsız sıkıntısı kimseler meslek sahibi mal ve mülk sahibi olmuyor.şimdi bu öğretmenler,ustalar,devletler,hocalar ve ötekileri insanlara,öğrencilere,çıraklara işkence mi etmiş oluyor.insanlara eziyet mi etmiş oluyorlar.kısa yoldan zengin,öğretmen,mühendis,müdür veya öteki meslekleri vermiyorlar.hepimiz biliyoruz ki bu süreçler ile o insanlar o mesleğe layık hale gelip ,o istidatları o meslek için layık hale geliyor.veya getiriliyor.o sıkıntılar meşaketler olmasa mesleğin kazanılanın kıymeti bilinmeyecek.işlerinin ehli olmayacaklar.bir seni okumuş birisini alıp doktor etseniz sağlam insan kalır mı ,bir senelik çırağı alıp usta yapsanız,düzgün traşlı insan olur mu.bütün bu sıkıntı süreçleri istidatların gelişimi ve kabiliyetlerin açığa çıkıp yerleşmesi içindir.şimdi hocalar,ustalar ve öğretmenlerin ve ötekilerin öğrencileri ve çırakları yada öteki başka alanlardaki uyguladığı metodlar ve öğretiler o insanların eziyet çekmesi için değildir.o insanların acı çekmesi kimsenin hoşuna gitmiyor.ama bu süreçlerin olması gerekir.sofralarınıza gelen meyveler ve sebzeler,evlerinize giren teknolojiler,sofralarınızda olan çelikten ve demirden ürünler ve ateşlerde pişirilip işlenip öyle gelmiştir.ekmekler fırınlarda pişip kıvama gelip sofralarımıza gelmiştir.her şeyin bir süreci vardır.ve o süreçler sayesinde kemalatı kalitesi ve güzelliği artmaktadır.kıvama gelip ağzımıza gönlümüze gözümüze layık hale gelmektedir.şimdi kalkıp bunlara eziyet,zulüm veya işkence diyebilir miyiz.asla diyemeyiz.bütün bu süreçler sadece kemalat ve mükemmellik içindir.İşte rabbimde kullarını kemalata ,cennete, mükafatlara hazırlamak için onları sınıyor ,deniyor, eğitiyor geliştiriyor kendini ona tanıttırıyor,sabrını ölçüyor, sınırlarını ölçüyor, bazen rahmetiyle,bazen hikmetiyle ,bazen inayetiyle, bazen ilmiyle, bazen şefkat tokatlarıyla, bazen eksilterek, bazen artırarak ,bazen geciktirerek yapıyor.Kulun yapacağı şey sadece sabırdır.Sabır içinde tevekkül ve şükürdür.rahmeti sonsuz olan gazabını geçen bir zat kullarına eziyet etmez.Onlara zulüm etmez.Etmediğinin delili kainattaki nazik nazenin nazdar yaşantımızdır.İsyanımız ,cürmümüz, küfrümüz ayyukaya çıktığı halde trilyonlarca nimetlere şükür yerine isyan ettiğimiz halde, bizi yaşatması ve yedirip içirmesi galaksileri, yıldızları bizlere hizmetkar etmesi.Her şeyi bizim için yaratması onun merhametinin eserleridir..Sadece vicdan gözünü ,kulağını aç, insaf dürbününü al ve öyle bak.Anlarsın ki rahmet var, hikmet var, hakikat var ama abesi yet yoktur.

Not: SORUNUZUN DEVAMI OLAN :bir kere olsa o an elimizi açtığımızda istediğimizi veremez mi?..diyeceksiniz ki sizin için hayırlı olmadığı için vermiyordur peki sonuçta Allahın ol dediği olmuyor mu hayırsızsada hayra çevirip istediğimizi bize veremez mi?neden bize bu kadar acı çektiriyor sonuçta bu dünyaya gelmeyi biz istemedik ki bizi yaratırken sordumu kulum sana can vericem ama dünyada bu sıkıntılar var katlanabilecekmisin diye istemeyerek geldiğim bu dünyada neden imtihan ediliyorum neden bu kadar acı çekiyorum...Allah nezninde her kul aynıdır der hadisler ve ayetler...ozaman neden başkaları bu dünyada diledikleri gibi yaşarken ben ve benim gibiler sıkıntı çekiyor merhamet bunun neresinde?..herkes Allahın rızasını almak için uğraşıyor peki ben Allahtan razı değilsem ne olacak?...üzgünüm ama Allahın adaletindende merhametindende şüphe ediyorum artık....

kısa sürede yazılacaktır.Bu aralar pek vaktim olmadığı için yazamadım.

Boş ve abes sözlerin maskarası olacağıma;
güzel sözlerin hamalı olurum!
*****************************************
İnsan bazen susması gereken yerde konuştuğu için kaybeder.
Bazende konuşması gerekmeyen yerde sustuğu için kazanır.

duası kabul olmayan rabbine küsmesin

senin kaderin iyi yazılmış okumuş bi yerlere gelmişin mal mülk sahibi olmuşun galiba ,(takmışın kimse okumadan bi yerlere gelmiyor mal mük sahibi olmuyor diyorsun )diye herşey kaderde yazılı biliyorsun kaderinde olmasa bunların senin çabalarınla gerçekleştiğinimi sanıyorsun . ayetlerde diyor De ki: 1 "Ey mülkün gerçek sahibi olan Allah'ım! Mülkü dilediğine verirsin, dilediğinden çekip alırsın. Dilediğini yüceltirsin, dilediğini de alçartırsın. Her türlü iyilik senin elindedir. Hiç kuşku yok sen her şeye kadirsin. Geceyi gündüze katarsın, gündüzü de geceye katarsın. Ölüden diriyi çıkarırsın, diriden ölüyü çıkarırsın. Ve dilediğine sayısız rızık verirsin." 2 Sizi yeryüzünün halifeleri yapan, size verdiği şeylerde, sizi denemek için, kiminizi kiminizden derecelerle üstün kılan O´dur. Şüphesiz Rabbin, cezası çabuk olandır ve O, bağışlayan, esirgeyendir. 3 Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz.” 4 Hiç şüphesiz, Biz her şeyi kader ile yarattık sorularım bu dünya imtihan yeri tabii herkes biliyorda 1 bu dereceler üstünlük yada mal mülk neye göre verilmiş bilen yok 2 kime kimden neyine hangi özellğine göre üstünlük verilmiş bu dünya için 3 acaba ve benim sevdiğim şey benim için şerse başkası için neden şer olmuyor onun kaderinde neden hayır olarak yazıyor.benim istediğim bir şey bana nasip olmuyor başkasına aynı şey istemeden geliyor nasip oluyor 4 neden kiminin kaderi daha kötü yazılmış imtihanları daha zor haliyle daha mutsuz oluyor ALLAH'IN adaleti kaderden gelen herşeye razı olmak sabır göstermek üzülmemekmi bunu yapabilen varsa helal olsun doğruya doğru akıl mantık işi değil birileri bana açıklarsa gerçekçi olarak akıl mantıkla çok sevineceğim

Allah Neden Elimizi Açtığımızda İstediğimizi Vermiyo...

Neden rumuzlu kardeşim:ALLAH BİR KERE OLSA O AN ELİMİZİ AÇTIĞIMIZDA İSTEDİĞİMİZİ VEREMEZ Mİ?..DİYECEKSİNİZ Kİ SİZİN İÇİN HAYIRLI OLMADIĞI İÇİN VERMİYORDUR PEKİ SONUÇTA ALLAHIN OL DEDİĞİ OLMUYOR MU HAYIRSIZSADA HAYRA ÇEVİRİP İSTEDİĞİMİZİ BİZE VEREMEZ Mİ?NEDEN BİZE BU KADAR ACI ÇEKTİRİYOR”. diyorsunuz

Kardeşim, nefis ve heva taşıyan insanın isteklerinin, arzularının ve emellerinin sonu gelmez.İki vadi dolusu altın ona verilse üçüncüsünü ister.Verilenler ne kadar olursa olsun gözü ve hayali doymaz.Şu fani dünyada ne verilirse verilsin nefis ve heva cihetiyle insan doymaz.Onun gözünü gönlünü ve ruhunu doyuracak olan şeyler sonu olmayan, bitmeyen, tükenmeyen değişmeyen ve bozulmayan şeylerdir.Bu hiç tükenmeyen ve bitmeyen şeyler ise bu dünyada maalesef yoktur.Bu dünya imtihan yeridir.İnsanlara nimetler sadece tatması için verilmiştir.Doymaya müsaade yoktur.Buradaki nimetler asıllarına iştiyak ve şevk uyandırmak içindir.verilmeyenler için iman eden müslümanın hakkı yoktur ki isyan etsin.

İnsanların en ekmeli ,mükemmeli ,güzeli, değerlisi ve birincisi olan ve rabbinin katında habip yani sevgili olmuş peygamberimiz bile sizin yaşadığınız kadar rahat yaşamadı.Savaşlarda dişini kaybetti,mızraklar yüzüne saplandı.Ayakları atılan taşlar ile kanadı.bir çok sıkıntı çekti aç kaldı ve zorluklar çekti.Ama o bunlara rağmen asla isyan etmedi.Başkaları ipekten yataklarda yatarken ve saraylarda yaşarken o münzevi evinde sade yaşadı.Kendi yaşamı başka kralların yaşantıları ile kıyas edildiği zaman “dünyalar onların olsun ahiret bize yeter demiştir.Allah “iste rasülüm şu dağları altın yapayım emrine vereyim” dediği zaman dahi istememiştir.Ahiretin elmaslarını, saadetlerini fani dünyanınkilerle değiştirmemiştir.Allahın sevgilisi, insanların sultanı ve güç ve dirayet sahibi olan bir peygamber bile evinde her gün sıcak yemek pişmediği halde şikayet edip isyan etmemişken ,yardım gelmediği zamanlarda rabbine küsmemiş iken ve açlığa,sıkıntıya,zorluklara ve yeri gelmiş mağlubiyetlere rıza gösterip boyun eğmiş iken, sizin yaptığınızı bu isyan nedir.Her elinizi açtığınızda isteğiniz meydana gelse o zaman ahirete ne kalacak.O zaman insan ahiretten bir şey ister mi.Rabbim insanın hevasına uymaz.Rabbim imtihan gereği insanı imtihan eder.Onun bilmediklerini bilir.Onun istediklerinin mahiyetini bilir.Belki kulun istediği şeyi verdiği zaman onun ahiretine zarar verecek.Belki o verdiği şey hayır olarak verse bile insanın elinde yine şerre dönecek.Belki rabbimizin vermediği şey onun felaketi olacak.Belki rabbimiz hayra çevirip verse de insan onu yine kendi eliyle şerre çevirecek.Bir çok şeyin trilyonlarca hikmetini ve ince hakikatlerini bilen bir zata karşı şekva edip küsen insan acaba o hayatın hakikatlerini kaçta kaçını biliyor.Aklı, ilmi, fikri hakikatleri anlamaya yetiyor..Her kulun duasına “lebbeyk” deyup cevap veren rabbimiz o duanın karşılığını merhameti gereği ahirete saklıyorsa ,o insanın istediği şeyin hayırdan yine şerre döneceğini biliyorsa,o istenilen şeyleri verdiği zaman bu istemeye alışan insan bir gün isteği verilmediği zaman yine küseceğini de biliyor..

Düşünün bir oda dolusu geçmez parası olan bir insan elindeki para ile bir ekmek bile alamaz iken bir lirası olan bir insan ise gidip bir ekmek alabilir ve karnını doyurur.Şimdi dünyanın geçici, fani, zail , nakıs ve elemli metalarını ısrarla talep eden ve onunla kendini doyurmaya çalışan ve memnun etmeye çalışan bir insanın ahiretten beklentisi olur mu.O ebedi hayatın sonsuz mutluluk ve lezzetlerini ister mi.Nefis onlara insanı yönlendirir mi.Asla.
İşte insanın gafletini Allah biliyor ve ona merhameten geçici lezzet yerine ona baki olanı hazırlıyor. O elini açtığı zaman hikmeti bazen iktiza etmediği için dünyada vermiyor, ahirete tehir ediyor. Yâda ileride daha iyi bir şekilde verecek ama kulun sabırsızlığı yüzünden vermemiş gibi görüyor.

Hem şu hayat neticesi olmayan bir hayat mıdır ki,bu hayatın ötesinde sonsuz bir hayat yok mudur ki, insan hırsla, inatla, ısrarla hep dünyalık istiyor.Kalıcı ,baki ve daimi olanı değil dünyalık, geçici, zail olanı istiyor.Eğer hayat dünyadan ibaret olsaydı ve ahiret olmasaydı insan isyan etmeye belki hakkı olurdu.Ve insanlar arasındaki eşitsizliğe karşı ve adaletsizliğe karşı şekva edebilirdi.Ama istediği şeylerin ancak binde birine ulaşan hayallerinin ancak onda birini gerçekleştiren, ümitlerinin ancak yüzde birisine ulaşan ve arzularının üçte birisine muvaffak olan bir insan için demek ki, başka bir alem hazırlanmıştır.demek insan sırf bu dünya için yaratılmamıştır.Demek kabrin arkasında o insan için büyük mükafatlar rahatlıklar hazırlanmıştır.En zenginden tut ta en fakirine kadar herkesin gözü arkada dünyadan ayrıldığı şu hayat kısa ve fani olduğu için insanları ruhunu, kalbini, aklını doyurmuyor.Herkesin iştihasını ahirete saklaması için Allah her şeye sınır ve ölçü çekiyor.Merhametli bir doktorun hastanın her istediğini vermemesi gibi,merhametli bir babanın ve ananın evladının kış günü istediği dondurmayı almaması gibi,çobanın sürülerine uçurumdan uzak tutup oraya yaklaştırmaması gibi rabbimizde kullarını cennetin sonsuz nimetlerinden mahrum bırakmamak için onları burada doyurmuyor.Ellerini açtığı zaman her istediğini vermiyor.Her şeyi almaya alışan insan zorluğu, şuuru, kulluğu ve kıymeti bilmez.Her şeyi almaya alışan verilmediği zaman çabuk küser,her şeyi almaya alışan insan verilmediği zaman isyan eder,her şeyi almaya alışan nefisler azgınlaşınca yoldan çıkar.Doktor bile hastaya ilacı az az verir.Annen bile çocuğa yemeği lokma lokma verir.Anneler, balalar, doktorlar bu kadar merhametli iken rahmeti kainatı kuşan rabbimiz haşa kullarına işkence mi çektiriyor ki istediklerini vermiyor.haşa ve kella.

Rabbimiz ,halıkımız, sultanımız olan Allah için zorluk ve müşkülat yoktur.Yaratmada mertebe derece ve aşama yoktur.Yaratacağı şeyler için melüküt cihetinde zaman sınır ölçü bekleme uğraşma haşa yoktur.Bir baharı bir çiçek kadar kolay,Cenneti bir bahar kadar kolay yaratır.O sadece bir şeye ol der oluverir.Bütün hazineler onun yanındır.O bir anda trilyonlarca mahlukata hayat verir.Hayatını söndürür.Onun kudretine hiçbir şey ağır gelmez.Nuftelerden canlıları,tohumcuklardan canlıları,çekirdeklerden canlıları yaratır.Topraktan varlıkları, nebatatları, hayvanatları yaratır.Hepsini hiçten, yoktan, yaratan rabbimize hiçbir şey ağır gelmez.Kainatları, yıldızları, güneşleri azametine boyun eğdirir.Bütün kainatı kabzayı tasarrufunda tutan bir zata hiçbir şey ağır gelmeyeceği gibi insanın istedikleri hiç ağır gelmez.Aksine her gün onun için hayatı ,mahlukatı, zerreleri atomları yeniden yaratır.Hayatını devam ettirecek unsurları yaşatır.Ayakta tutar.Onun yaşaması için trilyonlarca şartı sağlar.Zahmetsiz olarak haya zerrelerini getirip ağzına koyar.Işığı gözüne koyar.,.Gıdayı zahmetsiz karnına koyar.Bunları merhametinin eseri olarak yapar.Ama zalim insan trilyonlarca nimete, iltifata erdiği halde ve bütün kainat onun için seferber olup ona bedava hizmet ettiği halde,belki dünyada milyarlarca insandan daha rahat yaşadığı halde,ve eli kolu ayağı gözü kulağı sağlam olduğu halde ve milyarlarca insandan daha iyi durumda olduğu halde ,kötürüm,engelli olmadığı halde şükür edeceğine kendinden aşağıdakilere bakarak nefsinin tahakkümüyle isyan edip şekva eder ve niye şu olmadı diye isyan eder.Sanki var olan hakkı gasp edilmiş gibi hareket ederek hak davasında bulunur.Afrikadakii açları görmez,acından ölenleri görmez.sefalet çekenleri görmez.Sadece bencilce “neden şu istediğim olmuyor” der.gözüne, kulağına, aklına bedenine ve yaşadığı dünyaya hakikat ,hikmet nazarıyla bakmadığı için hayırları görmez de kalkıp her şeyin hikmetini abesiyete atar.Her şeyin hakikatini fuzuliyata atar.Varlık içinde küfranı nimet yapar.Kendisine insanlık payesi verilip her şeyin emrine sunulup nimetlere gark edildiği halde,,hayvana bir saman ot,tavuğa bir arpa verildiğini ,köpeğe bir kemik atıldığını gördüğü halde nimete isyan eder..Ahiret nimetleri yanında küçük ,basit, sıradan, çürük olan istediğini niye vermedi diye rabbine küser.Rabbini halka şikayet eder.

BU İSYAN DOLU KELİMELERİNİZE karşılık son olarak deriz ki, aklınızı başınıza alın.Ahiretin baki elmaslarını bırakıp dünyanın cam parçacıkları için isyana nisyana girmeyin.Dünyada istediğin şeylerden vazgeçersen sana cennette trilyonlar verilecek” denilse insan buna itiraz edip yok dünyadaki camları verin denilse.O fani olanları isteyene akıllı denir mi.Ahirete inanan, Allaha inanan, kadere inanan, hayır ve şerrin Allahtan geldiğine inanın böyle isyan eder mi.Çocuğu annesinden her şeyi istiyor.Ama anne sadece ona faydalı olanı veriyor.Her istediğini vermiyor.
Öylede Rabbimizde kullarına faydalı olanı veriyor.Zararlı olanı vermiyor.Onun nefsinin istediğini değil hikmetinin istediğini veriyor.Belki istenilen şey dünya için hayır olsa da ahiret için zarar getirecektir.Rabbim kullarına acı çektirmek için değil onların manevi makamlarını yükseltmek,onların istidat ve kabiliyetlerini inkişaf ettirmek,onlardaki esmai ilahiyeye tecelli olacak yönleri ortaya çıkarmak için imtihan eder.Bazen bu kullara vererek olur bazen ise vermeyerek olur.
Ahirete inanıyorsanız diyeceğiniz şudur.Rabbim burada vermediklerinin trilyonlarca katını orada verecektir.Allaha inanıyorsanız .Allah cenneti vaat etmiştir.Yoklukların ve eksikliklerin yerini orada dolduracaktır.Kadere inanıyorsanız itikat etmeniz gereken şudur..Rabbim bu kadarını takdir etmiştir, buna rıza göstereyim.Kaderi tenkit ederek rahmetten kendimi mahrum etmeyeyim der.Peygambere inanan bir insan:.Allahın sevgilisi o yokluklar içerisinde itiraz edip şekva etmezken ben kim ve neyim ki, böyle şekva ediyorum der.Kaderi tenkit etmez kederden emin olur.Hayatı meşaketli, çileli, sıkıntılı ve yokluk içerisinde bile geçse bir gün mutlaka bitecektir. der ve sabır içinde şükür eder.Mümin olan Allahtan ümidini kesmez.Hasretini ve özlemini ahirete cennete saklar.İştihasını cennete saklar.Buradaki yalancı ve gölge hükmündeki nimetlerin yalancı iştihasına aldanmaz.Aynalarda yansıyan suretlere aldanmaz.vesselam.

Boş ve abes sözlerin maskarası olacağıma;
güzel sözlerin hamalı olurum!
*****************************************
İnsan bazen susması gereken yerde konuştuğu için kaybeder.
Bazende konuşması gerekmeyen yerde sustuğu için kazanır.

Allah Bizi Yaratırken Bize sordumu….

NEDEN RUMUZLU KARDEŞİM: BU DÜNYAYA GELMEYİ BİZ İSTEMEDİK Kİ, BİZİ YARATIRKEN SORDU MU KULUM SANA CAN VERİCEM AMA DÜNYADA BU SIKINTILAR VAR KATLANABİLECEK MİSİN DİYE İSTEMEYEREK GELDİĞİM BU DÜNYADA NEDEN İMTİHAN EDİLİYORUM NEDEN BU KADAR ACI ÇEKİYORUM… diyorsunuz

Kardeşim farkındaysanız iki kelimenizden birisi niye acı çakıyorum.Yada acı çektiriliyorum..itiraz, isyan, şekva dolu bu cümlelerinize bakındığı zaman insanlar zannedecekler ki, haşa Allahü teala sizi her gün hasta ediyor.Her gün bir sevdiğinizi elinizden alıyor.Her gün düşürüp kolunuzu bacağınızı ayağınızı kırıyor.Her gün evinize bir hırsızı musallat ediyor.Her gün aldığınız nefesi bir dakika kesiyor.Sizinle dalga geçiyor.Her gün tansiyonunuzla oynuyor.Her gün sizi aç bırakıyor.Her gün sizi kötürüm yapıp sağlam ediyor.Her gün sizi uykunuzda kabuslarla uyandırıyor.Her gün bir saat baş ağrısı verdiriyor.Her gün size bir deliyi musallat ediyor.Her gün bir hastalık gönderip sizinle alay ediyor.Her gün sizi bayıltıp ayıltıyor zannedecek.Bunların acaba hangisini yapıyor.Haşa ve kella.Ne yani size gıcıklığı var ve sizinle oynuyor mu.Her gün sizi kötü şeylerle korkutuyor mu.haşa.Onun yaptıkları haşa ve kella hikmet ve hakikat doludur.O kafirlere bile rızık verir.O kafirleri bile besler havasını, suyunu, gıdasını eksiltmez.Onların isteklerini verir dualarını kabul eder.Kafirleri doyuran onları yaşatan,hayvanları besleyen, onları gözeten besleyen, yaşatan rabbim bir uğraşacak sizi mi buluyor.Kendi esmai ilahiyesine ayinedar yaptığı siz insanı kendisine haşa oyuncak olsun, eğlendirsin diye yaratmamıştır.Onu kendisine muhatap kabul etmiş, kainatın merkezine koymuş, onu makamların en üstüne çıkarmıştır.Onu kendisine muhatap alıp onunla kuran ile peygamber ile konuşmuştur.Onu sultan, dost, sevgili kendisine yapmıştır.Merhameti gazabını geçen bir zat sizinle alay etmek için size acı çektirmek için yaratmadı.Sultan yapmak için sevgili yapmak için cennetine koyup mükafatlandırmak ve üstün kılmak için yarattı.

Kardeşim eğer rabbim sizi yaratırken size sorsaydı.”Ey mahlukum sana milyarca seçeneği olan imkanlar sunuyorum şu kadar mahlukat yaratacağım.Bunların içerisinden istediğini seç deseydi.Sorsaydı.Ey kulum dünyada seni bok böceği mi yaratıyım.İnek olarak mı yaratayım.Köpek,kurt,ayı,keçi,timsah,domuz,,karınca ,,eşek,,solucan,yılan,,ağaç ,toprak,kaya,yosun,balık,deve,gezgen,ateş,tuvalet,böcek.,larva,bakteri olarak mı yaratayım yoksa seni trilyonlarca hisleri, letaifleri, duyguları, gözü, kulağı, eli, ayağı, bedeni ,cildi ayağı,aklı, fikri, güzelliği olan,evde yaşan,binlerce çeşit yiyecekleri olan,mutluluk ve saadetleri olan,binlerce çeşit lezzetleri, ayrı tadacak olan dili,binlerce şeyi farklı görecek olan gözü,her şeyi ayrı duyacak olan kulağı olan bir insan mı yaratayım. öteki mahluklardan birisi olmak mı istersin deseydi acaba tercihini hangi yönde yapardın.Diyeceğiniz şey Evet olacağı için rabbimiz sizi şerefli bir mahluk olan insan olarak yaratmıştır.Bu işte size sormak değilmidir.İnsan olmanız tesadüf müdür.

Hem rabbimiz yokluk aleminden varlık alemine,hayata, bedene getirdiği insanı varlık alemine çıkarmadan nasıl kuluna soracaktı ki, kulum seni yaratayım mı diye.Hem insana 15 yaşına kadar serbestlik veren rabbimiz iyi, doğru, güzeli ,hakkı, batılı ayırma fırsatı vermemiş mi insana.Dinsiz, imansız, imanlı yada müslüman olma seçeneğini vermesi onun sorması değilmidir.Hem insanın gasp edilen ortada hakkı yok iken ve hakkı gasp edilmemiş iken, nasıl olurda Allahın adaletini merhametini sorgular.Haddini aşar ve rabbinin yaratılış hikmetine karışabilir.Rabbimiz kalu belada ona sormadı mı “ben sizin rabbiniz değimliyim”.bu soruya karşılık insanların verdiği cevap evet rabbimizsin.demesi ,kulluğun kabulü değilmidir..Hem insanın dünyaya gelip gelmeyeceğini sorması için onun hayat ve varlık sahasına gelmesi gerekmez miydi.Hayat sahasına gelen insanlardan kaç tanesi itiraz edip niye geldik istemiyoruz gelmeyi demiştir.Dünyada ne kadar insan var ki, dünyaya gelirken Allah bize mi sordu demiştir.böyle diyenler sadece üç beş tane hayata küsen,rahmeti ve hikmeti ve yaratılıştaki sırları görmeyip Allaha küsenlerdir.Çoğunluk dünyaya geldiği için, insan olduğu için, kainatın sultanı olmaya namzet olduğu için,bütün mahlukattan üstün olduğu için mutludur.Rabbimiz hiç bir mahlukatın yüklenmekten kaçındığı kulluğu insanın kabul ettiğini söyler.Bu da insanın ihtiyarını gösterir.

Hem rabbimiz insana kaldıramayacağı işi asla yüklemez.İnsan zalimliği ve gafilliği ile kendisi yükler.Hayali, vehmi, farazi, nefsani, şeytani, arzuları ve istekleri yüzünden başına bela açar.Dünyanın, yükünü, zahmetini, fani şeylerini sırtına yükler.İnsan dünyaya boş gelir.On beş yaşına kadar mesulsuz yaşar.Mesul olmaz.Yükü yoktur.Sonra aklı başına gelir ve tercihlerini yapar.İyi, kötü,yanlış, doğru tercihlerini yaparOo yapar ister rabbb imtihan gereği yaratır.

Neticesi rahatlık,ücret ve mutluluk olan hiç bir iş insana sıkıntı vermez.Herkes memur olurken ve ,işçi olurken şartlarını konuşur ona göre işe başlar.İşi sıkıntılı olsa da,işi zor olsa da,meşaketi olsa da,zahmeti olsa da alacağı mükafat veya ücreti görünce o yükü zahmeti hafifler.Dünyada hangi iş vardır ki, zahmeti meşaketi yoktur.Herkes bir zahmet meşaket çeker.Ööyle para kazanır.Ama kazanınca o yorgunluğu unutturur.Çünkü o para bir nebze onları unutturur.İnsanın eğer şu dünyada çektiği acı, zahmet, çile ve sıkıntıların karşılığı olmasa feryat,ah,figan ve isyanda hakkı olabilirdi.Karşılıksız çektiği için acıları zahmetleri meşaketleri ona zor gelirdi.Ama karşılığı olduğu zaman,ücreti olduğu zaman, mutluluğu olduğu zaman ise insana o kadar zor gelmez.Dünyada imtihan gereği insan sıkıntıya düçar olabilir.Zahmet düşebilir.Acılardan ağlayabilir.Malı ve canı eksilebilir.Yokluklara düşebilir.Ama bütün bu zahmetlerin, meşaketlerin, çilelerin ve sıkıntıların karşılığını verileceğini bildiği zaman rahatlar.Çektiği sıkıntıları nazara almaz ve ehemmiyet vermez.Onlar için üzülmez.Onların karşılığı var.Mükafatı vardır.Bir gün zahmeti, meşaketi çilesi bitecek.Sonsuz rahatlık, mükfat, rahat gelecektir der.Rahat eder.Gereksiz dünyanın acılarını sıkıntılarını çekmez.Sırtından boş yükleri indirip atar.Rabbine itimat eder.Ona güvenir.Hayvan hayvanlığıyla haline şikayet etmezken,haline şükür ederken,eşekler,inekler,horozlar kargalar ve ötekiler her gün hayat için nimetler için ruh için dünya için rablerine yşükür ederken,onlar hallerinden itşikayetçi olup itiraz etmezken,onlar bile ellerindeki kısıtlı olan nimetler için şükür ederken,olar bile har daim şükür ederken insana ne oluyor ki, böyle isyan edip insanlığına itiraz edip kendisini hayvandan aşağı düşürüyor.hayvanların hallerinden ibret almıyor.Rahmeti ,hikmeti, keremi itham ediyor.ahirete nisbeten küçücük zerre kadar olan,bir ışık kadar kısa olan bir hayatın küçük acı ve sızılarına takılıp kalıyor ve isyan ediyor.Sonsuz rahatlık hatırına, küçük sıkıntılara katlanmıyor.Rahmeti,hikmeti keremi,nimeti anlamasına vesile olan acıları anlamıyor.Ateşsiz demir şekil alır mı.Yontulmadan tahta şekil alır mı.Tavda döğülmeden demir şekil alırmı.Pişmeden yemek tadını alır mı.Güneşin hararetinde yanmadan meyve ve sebzeler olgunlaşır mı.Fırtınaları,,şimşekleri yemeden nebatatlar kemale erer mi.Nimetler ve keremler böyle geliyorsa insana insan da acısız,sıkıntısız,meşekatsiz, zahmetsiz, nasıl kemale ve mükemmelliğe ulaşacak.Pişmeden ve yanmadan nasıl olgunlaşacak.

Neden derler ki, insan askere gidip gelince olgunlaşır,yada okuyunca adam olur.Halbuki bu süreçlerde gençlik sıkıntı çeker.Askerde insan sürünür,eğitim yapar,talim yapar ve nöbet tutar.Okulda ders çalışır,zihin yorar,zahmete girer,kafasını dağıtır.Ama bunların neticesinde kemale erer.İlmi, bilgisi, sabrı artar.Kıvama gelip liyakat kesp eder.İşinin ehli olur.Olaylara hadisatlara bakışı değişir.Tabi ki dünyevi acılar sonucunda insanlar bu süreçleri geçirerek cennete layık olacak bir seviyeye gelir..Onun uhrevi lezzetlerini artıracak hasseleri, kuvveleri duygularını güzelleştirip kemale erdirir.Eğer Hz adem cennete liyakat kesp edecek seviyede olsaydı oradan çıkarılıp o kadar zahmete meşakete maruz bırakılırmıydı.Orada kalsaydı makamı sabit olurdu.Ama çıkarıldı.O cennete istidat ve kabiliyetleri ile zerreleri ile layık hale geldi veya getirildi.neticede hakiki cenneti kazanacak hale geldi.Misali olan cennetten hakiki olana hak kazandı.Şimdi bizlerde aynı durumdayız.Şu yalancı dünya cennetinde hakiki cenneti kazanmak için çalışmalıyız.Yoksa az kazanır çok zarar ederiz.Şimdi bu noktada şikayetiniz beyhudedir.Bu hikmetler karşısında hakkınız şikayet değil şükürdür.İleç acı olabalir veya iğne acı verebilir.Ama neticesi güzeldir.sıhhat ve afiyettir.vesselam.
Boş ve abes sözlerin maskarası olacağıma;
güzel sözlerin hamalı olurum!
*****************************************
İnsan bazen susması gereken yerde konuştuğu için kaybeder.
Bazende konuşması gerekmeyen yerde sustuğu için kazanır.

Allahın adaletinden ve merhametinden şüphe ediyorum!…

NEDEN rumuzlu kardeşim:

Allah nezninde her kul aynıdır der hadisler ve ayetler…ozaman neden başkaları bu dünyada diledikleri gibi yaşarken ben ve benim gibiler sıkıntı çekiyor merhamet bunun neresinde?..herkes Allahın rızasını almak için uğraşıyor peki ben Allahtan razı değilsem ne olacak?…üzgünüm ama Allahın adaletindende merhametindende şüphe ediyorum artık…. Diyorsunuz

*****************************************************************************
Evet Allah katında her kul aynıdır ama mahlukat cihetiyle aynıdır.Takva ve vera ve ihlas cihetiyle aynı değildir.herkesin istidatları kabiliyetleri şekilleri ruhları arzuları istekleri yetenekleri zekaları çalışmaları fiziki ruhi akli yapıları bir değildir.kimisi kimisi kulluğa yokluğa talip olur kimisi paraya kimisi saltanata kimisi krallığa kimisi züht ve takvaya kimisi ise isyana talip olur.her kes eşit olsaydı imtihan olmazdı.insanların istidat ve kabiliyetleri açığa çıkmazdı.Her kul aynı olamazda.Bilenle bilmeyen,yapanla Yapmayan,uygulayanla uygulamayan,kulluk eden ile etmeyen bir olamaz.peygamberlerle sıradan insanlar alimlerle öteki insanlar bir olamaz.Rabbimiz insanların renklerine ve şekillerine değil tabiî ki kalplerine bakar.başkalarının diledikleri gibi yaşamaları ve eğlenmeleri gülmeleri ve oynamaları ve koşmaları ve sefahat içerisinde yaşamaları onların yaşamlarının doğruluğuna haklılığına hakkaniyetine temizliğine Allah katında güzel olduğuna mı işaret eder.içerisinde özendiğin yaşamların içerisinde ibadet kulluk itaat zikir dua teslimiyet acziyetini bilme itaat etme yoksa o yaşamlar zaten beladır musibettir çirkindir çirkeftir.isyandır nisyandır.onların yaşantısına mı özeniyorsunuz.eğer onların yaşantılarının hakikatlerini içyüzlerini bilseydiniz belki iğrenecek belki onların şaşalı görünen her şeylerini eline altında olan yaşamlarından iğrenecektiniz.belki fakirliğinize yokluğunuza şükredeceksiniz.belki o mallar yaşamlar rahatlıklar ne kadar insanı saptırırdı.isyana dalalete şükürsüzlüğü dünyaya attı.Belki ne kadar özendiğiniz yaşamların dışı güzel görünse de içi hüzün keder elem doludur.belki özendiğiniz diledikleri gibi yaşıyorlar dediğiniz insanlar ahirette yokluk fakirlik darlık sıkıntı azap çekecekler.Belki her istediklerinin olması onları şımarttı.kulluktan uzak etti.Belki mala mülke paraya tapındırma derecesine getirdi.Bu dünyada diledikleri gibi yaşayanlar rablerinin değil arzularının nefislerinin ve şehvetlerin dilediği gibi yaşadıkları için onların yoklukları ve acıları belki daha çok olacaktır.Burada üç günlük dünyada insan her gün ağlasa ve ama ebedi hayatta sonsuz gülse,yada şu üç günlük dünyada her gün gülse ama ebedi sonsuz hayatta her gün cehennemde ağlasa dünyada o gülmelerin ne kıymeti olacaktır

Neden siz kendinizi başkalarıyla kıyas ederken daima kendinizden üste olanlara bakıyorsunuz da kendinizden aşağıda olan felaketzedelere,yetimlere,açlara,hastalara,kötürümlere,hapislere ve zulüm içerisinde yaşayanlara bakmıyorsunuz.görmekten nasibi olmayanlara,işitmekten nasibi olmayanlar,yemekten,yürümekten,sıhhatten nasibi olmayanları bakmıyorsunuz da kendinizden üste olanlara ve belki onların zahirde hayır gibi görünen altında şer gibi görünen hayatına bakıyorsunuz.itiraz ettiğiniz,şu hayata fani ,kısa,geçici değil mi..Şu hayatın içerisinde dilediği gibi yaşadığını söylediğiniz insanlara sordunuz mu dilediğiniz her şeyi elde edebiliyor musunuz.onlar ölümsüzlüğü elde edebiliyorlar mı,kabir kapısını kapatabiliyorlar mı.ecelden kurtulabiliyorlar mı.dilediği gibi yaşadığını söylediğiniz insanların hastalıktan.ayrılıktan,ölümden,belalardan ve musibetlerden payları yok mu zannediyorsunuz.

Allah ayeti kerimesinde teklifi mala yutak yoktur.yani .Allah hiç kimseye kaldıramayacağı yükü yüklemez deniliyor.bunun delili ise imtihandaki insanlara getirilen kolaylıklar.günahlara bir sevaplara iki vermesi.bazı amelleri hac,umre köle azat, şehit sevabı ve benzeri gibi sevaplar vermesi,insana sadece 24 saatten bir saat ile ibadet için mesul tutması,yılda bir kere oruç ile mesul tutması,hadsiz nimetlerine karşı cüzi bir ibadet istemesi,hayatın külfetini ve zahmetini ona değil güneşlere,yıldızlara,aylara,hayvanata ,nebatatlara,atomlara yüklemesi,insanın her gün onlarca saatini değil bir saatini istemesi,malının kırkta birini zekat olarak vermesini istemesi,onun sırtına kaldıramayacağı yükü yüklemediğini gösteriyor.insan kendi cahilliği,nefsinin ve hevasının ve şeytana uyarak kendi sırtına kaldıramayacağı şeyleri yüklerse bu onun kendi suçudur.

Siz kalkıp rabbimizin merhametini sorgulayıp onun merhametinin ihata ettiği sınırları aklınızla anlayacak idrak edecek ilminiz,nazarınız ve kudretiniz olmadığı halde onun rahmetini sorguluyorsunuz.sırf birkaç tane istediğiniz fani ,zail çürük dünyalık için,nefsinizin ve hevanızın hatırı için onun sonsuz ve sınırsız rahmetini tenkit ediyorsunuz.bütün hayvanattaki,bütün insanlardaki merhameti ve şefkati görmüyorsunuz.eğer siz onun adaletini anlamak isterseniz rahmetine bakın.göremediğiniz rahmetinde ve kereminde adaletini göreceksiniz.sadece imtihandan ibaret olan şu dünyada ki trilyonlarca verdiği nimet,onun rahmeti eseri değil midir.hayvanata nisbeten binlerce hislerle donatılan ,binlerce lezzetler takılan,binlerce,letaifler takılan,bütün güzelliklerle süslenen şu insanın cismi ve cürmü Allahın rahmetini göstermiyor mu?şu imtihan dünyasında bile nimetlerin her türlüsüne gark edilen,nimetlerin her türlüsü emrine verilen,nimetlerin bir çeşidinin değil binler çeşidinin tattırılması,imtihan dünyasında ona muhabbet,sevi,aşk verilmesi,rahmetin ve adaletin eseri değilmidir.

Şu kısacık hayata dünyeviye karşılık ona sonsuz ebedi daimi bir hayat yeri olan cennetin hazırlanması ,zalimler için ve kafirler için sonsuz cehennemin hazırlanması,burada mahrum olanlar için aklın hayalin almayacağı nimetler hazırlanması,bir dünya kadar büyük cennetin insana verilecek olması o adalet ve rahmetin eseri değilmidir.kocaman hataları,yanlışları ve isyanlarına ve itaatsizliklerine,dalaletlerine rağmen dünyada rızıklandırılması ve öldürülmemesi onun rahmetinin eseri değilmidir.dertlilerin dertlerine derman,hastalara şifa,musibet zedelere müjde yetiştirmesi onun rahmeti eseri değilmidir.

Bu dünyada bazı insanların diledikleri gibi yaşaması rabbimizin merhamete eseri değil imtihan ve teklif içindir.nimetlerle,hayatla,ölümle,sağlıkla,varlıkla,ve sağlıkla imtihan edilen insanların yaşayışlarına bakarak insanları torpil yapılanlar yapılmayanlar diye ayıramazsınız.sizler yaşantılarını örnek aldığınız insanlar yerine peygamberleri ve velileri örnek alsanız belki isyan edeceğinize şükrederdiniz.imtihanın sırlarını bilseydiniz belki her halinize şükrederdiniz.verilmeyenlerin karşılığının kat kat verileceği yer olan cennet için sabır edip tevekkül ederdiniz.baharları getirip yazları getirip içindeki nimetleri insanlara sunan onların ruh,akıl ve kalplerini memnun eden rabbimizin elbet cenneti de getireceğini bilirdiniz.

Gözü,kulağı,aklı ve fikri ve azıcıkta olsa ilmi olan ve artık kainatı sinema gibi izleyen,nimetlerin her türlüsünü gören tadan insanın kalkıp Allahın adaletinden şüphe etmesi ve rahmetini itham etmesi farkında olmasa da onu rahmetten mahrum eder.insanın her istediğini elde etmesi rahmet eseri olmadığı gibi her şeyden mahrum kalması da merhametsizliğin eseri değildir.şer görünen işlerde hayır hayır görünen işlerde şer olması hikmettir.hikmeti anlayacak akıl,fikir,ilim olmadığı için sizin gibi insanlar tenkit eder.rahmeti itham eder.kendisini rahmetten mahrum eder.

Allahın sonsuz rahmetini itham edip ya ben Allahtan razı değilim diyen insan,hangi hakkınız,gasp edilmiş ki Allahın sizden razı olmasını bekliyorsunuz.sizde ebu Bekir gibi bir hayat yaşayın ve rabbinizi memnun edin.o zaman rabbiniz size sorar.ey kulum benden razımısın.evet ne gariptir ki siz yokluklar için Allaha asi olurken,ve geçici yokluklar için ona kızarken,ebu Bekir gibi bir zengin insan bütün malını İslam için vermiş ve üzerinde giyecek elbisesi bile kalmamıştı.bu sadakati ve teslimiyeti o kadar büyüktür ki Allah Ebu Bekir benden razımıdır dediği zaman.o sıdık Allah benden razı olduktan sonra ben nasıl ondan razı olmam.demiştir.acaba size her gün hayatı veren trilyonlarca nimeti veren bir zata ne verdiniz ki ondan ne bekliyorsunuz.ona kendinizi sevdirmek için ona yakın olmak için onu memnun etmek için ne yaptınız ki onun rahmetini itham ediyorsunuz.nun rahmetini ve ilmini ve keremini ihata edecek,görecek,anlayacak,idrak edecek,bilecek elinizde neyiniz var ki,neyle bunları test ettiniz ki böyle adaletinden memnun değilim diyorsunuz.fani olan bir insanın mahbubu,halıkına karşı sui edepsizlik yapması nasıl bir akıldır.

500 sene ibadet edip Allahın huzuruna gittiği zaman Allaha beni rahmetinle değil adaletinle yargıla diyen bir adam yargılandığı zaman,yaptığı beş yüz senelik ibadetlerin sadece onun bir gözünün şükrünü bile karşılayamadığı için cehenneme gitmeye hak kazandığı halde Allahın rahmetiyle muamele edip onu af ettiğini duymadınız mı.eğer rabbimizin merhameti olmazsa kim cenneti kazanabilir.Siz yüz trilyon hücrenizin hakkını vermekten aciz iken onlara minnetinizi vermekten aciz iken nasıl kalkıp rabbinizi itham ediyorsunuz.sizde ibadette,sadakatte,ilimde,fedakarlıkta,kullukta ve ihlasta ebu Bekir gibi olun rabbimiz size de sorsun.ey kulum benden razımısın.

Unutmayın ki kulların yaratılan kulların nimete rahmete kereme hikmete fark edilen hayata,varlığa ve ebedi hayata gark edilen kullar kendilerine bunları veren kendilerine cennetini ve cemalini vaat eden zata karşı.kendilerine ebedi gençliği,mutluluğu ve güzelliği vaat eden ,sonsuz emellerini ve arzularını verecek olan zata karşı onun razılığını kazanmak zorunluluğu vardır.

Kardeşim aldanmayın Allahın rahmetini keremini gizleten size göstermeyen şeytana ve nefsinize aldanmayın.Sizi isyana ve dalalete atmasın.Rabbimizin aşikar olan rahmetini gizlettirmesin.Rabbimizin rahmetinden ve adaletinden şüphe duymak karı akıl değildir.Eğer rabbimiz adaletini icra etseydi anında.Dünyada canlı kalırmıydı.Sapkın kalırmıydı.İsyankar kalırmıydı.Dünyada insan kalmazdı.herkesin cezası anında verilseydi.herkes helak edilirdi.Siz ve bizler rabbimizin verdiği nimetlerin karşılığını vermekten aciz iken.yalan yanlış eksik ibadet ettiğimiz halde.onun rahmetinin ve ikramlarının karşılığını vermekten aciz iken.nasıl o rahmeti tenkit edebilirsiniz.Havalarda olmayan,başka yerlerde gezen aklınızı başınıza alın.Yoksa iş işten geçtikten sonra alsanız bir kıymeti olmayacak.

Boş ve abes sözlerin maskarası olacağıma;
güzel sözlerin hamalı olurum!
*****************************************
İnsan bazen susması gereken yerde konuştuğu için kaybeder.
Bazende konuşması gerekmeyen yerde sustuğu için kazanır.

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: