try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
ZehirliOk.COM
Sağlık, Huzur, Mutluluk, Aile Ve Evlilik

KADINA ARKADAN YANAŞMANIN HÜKMÜ

Kadına dübüründen yanaşmak haramdır. Dolayısıyla erkeğin kadına dübüründen yanaşması haram olup bazı imamlar bunu zina olarak değerlendirmişlerdir. Her ne kadar livata olarak isimlendirilmese de livata gibidir. Bazen kadın livatası da denilmektedir ki bununla erkeğin kadına dübüründen yaklaşması kastedilmektedir. Livata diye isimlendirildiğinde erkeğin erkeğe yanaşması anlamı kastedilir, bir başka anlamı yoktur. Bu nedenledir ki kadına dübüründen yanaşmak livata sayılmaz. Dolayısıyla kadına dübüründen yanaşmanın haram olması, zina oluşundan ya da livata oluşundan kaynaklanmamaktadır. Çünkü bu, zina olmadığı gibi livata da değildir. Ancak bu konu hakkında şer’î deliller vardır. Allahu Teâla şöyle buyurmaktadır:

"İyice temizlendikleri vakit Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." *

Bu ayet, kadına Allah'ın yaklaşılmasını emrettiği yerden, kadının cinsel organından yaklaşılması gerektiğini kayıt altına alan bir nasstır. Bunun anlamı şudur; Allah'ın size yaklaşmanızı emrettiği yerin dışında bir başka yerden onlara yaklaşmayın. Bu emir, nikahlanma emrindeki şu ayetler gibidir:

"...Hoşunuza giden kadınlarla evleniniz..." *

"İçinizdeki bekarları evlendiriniz." *

"...Velilerinin izniyle onlarla evlenin..." *

Bu ayetle de vurgulanan husus evliliktir. Erkeklerin kadınlara Allah'ın emrettiği yerden, cinsel organdan yaklaşmaları şer’î nassın gereğidir.

Ali b. Ebu Talha İbni Abbas'tan şunu rivayet eder:

"Allah'ın size emrettiği yerden..." * ayetinden maksat cinsel organdır. Bunun dışına çıkmayınız. Kim bunun dışına çıkarsa haddi aşmış olur." Mücahid der ki: “emrettiği yerden” ayeti cinsel organdan anlamına gelmektedir." Bu ayetin yüce Allah'ın şu ayetine atıf olduğu söylenemez: "Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın." * Çünkü ayetin tamamı şöyledir:

"Sana adet halinden soruyorlar. De ki: O, bir ezadır. Onun için adet halinde kadınlarınızdan ayrılın. Temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. İyice temizlendikleri vakit, Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın..." *

Böyle bir ifade kullanılamaz, çünkü hayız hali, mekanla değil zamanla alakalı bir husustur. Şayet mekanla alakalı bir husus olsaydı, hayız zamanının dışında onlara yaklaşınız denilirdi. Tam tersine ayet mekana delalet edecek bir şekilde gelmiştir. Bunun, hayza çevrilmesi mümkün değildir. Zira "haysü" lafzı ancak mekana delalet ettiğinden dolayı kesinlikle hayız anlamına gelmez. Allah'ın size emrettiği yerden yani cinsel organdan yaklaşınız anlamına gelir. Nikah ve evlilik ayetleri de bunu emretmektedir. Bu anlamı, bu ayetin hemen ardından gelen ve kadının, nesil için olduğunu açıklayan ayet de teyit etmektedir. Ayet adeta şu anlama gelmektedir: Neslin geldiği yerden yaklaşınız. Nesil ise ancak cinsel organdan gelmektedir. Bu nedenle ayet şöyledir:

"Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın. Şüphesiz ki Allah hem tevbe edenleri hem de temizlenenleri çok sever. Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." *

Bu ayette yer alan: "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ifadesi, daha önce gelen: "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayetini açıklamaktadır. Bu ifade, Allah'ın, yaklaşılmasını emrettiği yerle, cinsel organla ilgili bir açıklamadır. Yine ayette yer alan: "tarlanızdır" ifadesi ekilecek yer anlamında kullanılan bir kinayedir. "dilediğiniz yerden" ifadesi, nasıl isterseniz demektir. kelimesi nereden isterseniz değil nasıl isterseniz anlamına gelir. Çünkü kelimesi "nasıl" anlamında kullanılmaktadır. Nadiren karşılaşılabilecek durumlar haricinde "nereden" anlamında kullanılmaz. Her iki anlamda da kullanılacağını varsaysak bile; "tarlanızdır." ifadesi burada, "nereden" anlamına değil "nasıl" anlamına ait bir karinedir. Bu karine iki yerde birden gelmektedir. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır" ifadesi, ekin anlamına geldiği ve ekin yerinden gelinmesi hususunda yeterlidir. Ancak yaklaşma konusunu anlatırken "onlara dilediğiniz yerden varın”, ifadesi kullanılmamış, tam tersine, (ekin) kelimesi kullanılarak şöyle denilmiştir: "O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." Ayette; her türlü ihtimali ortadan kaldırmak ve tekid için "kadınlara dilediğiniz yerden varın" ifadesi kullanılmamıştır. Adeta Allahu Teâla şöyle demektedir: Ekin yerinden yaklaşmak kaydıyla kadınlara dilediğiniz şekilde yaklaşmanızda size bir günah yoktur. "O halde tarlanıza varın." ifadesi cinsel organdan yaklaşma hususunda kesin bir nasstır. Diğer taraftan bu ayetin nüzul sebebini oluşturan kadınlara nasıl yaklaşılması gerektiği yönündeki soru da buna delalet etmektedir. Süfyan b. Said es-Sevri'den: Muhammed b. el-Münkedir Cabir b. Abudullah'ın şöyle dediğini haber veriyor: "Yahudiler; kim karısı ile arkası dönmüş bir halde cinsi münasebette bulunursa çocuk şaşı olur, derlerdi. Bunun üzerine; "Kadınlarınız sizin için bir tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz yerden varın." * ayeti nazil oldu. "Bir hadiste ibni Cüreyc, Rasulullah (sav)'in: "Fercden (cinsel organdan) olduktan sonra önden ve arkadan." dediğini rivayet eder. Bu nedenledir ki; "Allah'ın size emrettiği yerden onlara varın." ayeti, Allah'ın emrettiği yerin dışından onlara varmanın haram olduğuna delalet eder. "Kadınlarınız sizin için bir tarladır." ayeti, Allah'ın yaklaşılmasını emrettiği yeri yani cinsel organı açıklayan bir ifadedir. Bunlara ilave olarak nikah ve evlilikle ilgili ayetler de buna delalet etmektedir. Bunların tamamı kadına dübüründen yaklaşmanın haram olduğuna delalet etmektedir. Öte yandan kadınla dübüründen ilişki kurmanın haram olduğuna açıkça delalet eden birçok hadis vardır.

Huzeyme b. Sabit'ten:

Rasulullah (sav) erkeğin karısıyla dübüründen temasta bulunmasını yasakladı.” *

İbni Abbas'tan: Rasulullah (sav) şöyle dedi:

"Allah Teâla bir kadınla ya da bir ekekle dübüründen temasta bulunan kimseye (kıyamet günü) rahmet nazarıyla bakmaz.” *

Amr b. Şuayb babasından onun da dedesinden rivayet ettiğine göre Rasulullah (sav) şöyle demiştir:

"Karısına dübüründen temasta bulunan kimse küçük livata yapmış olur.” *

Ali b. Talk'dan Rasulullah (sav) şöyle dedi:

"Kadınlara dübüründen temasta bulunmayın. Şüphesiz ki Allah hakkı söylemekten (açıklamaktan) utanmaz." *

Bu hadisi ayrıca Ahmed İbni Hanbel, Ebu Muaviye'den rivayet etmekte ve şöyle demektedir: Bize Abdürrezzak anlattı, Ma'mer Süheyl b. Ebu Salih'ten, el-Haris'ten, Muhlid'den o da Ebu Hüreyre'den nakletti:

"Şüphesiz ki Allah, karısına dübüründen temas kuran kimseye (kıyamet günü rahmet) nazarıyla bakmaz.” *

Yine Ahmed'den: Bize Affan, Vüheyb, Sehl Haris b. Muhalled'den onun da Ebu Hüreyre'den rivayet ettiği bir hadiste Rasulullah (sav) şöyle dedi:

"Şüphesiz ki Allah, karısı ile dübüründen cima yapan adama (kıyamet günü) bakmaz." *

Bu hadislerin tümü kadınlara dübüründen temas etmenin haram olduğu hususunda delildirler. Dolayısıyla erkeğin karısına dübüründen temas kurması haramdır. Ancak şeriat bunun için ceza olarak belli bir ceza koymadığından dolayı bu hususta verilecek olan ceza had cezaları kapsamında değerlendirilemez. Tazir cezaları kapsamına girer. Bu nedenle imam ya da hakimin bu fiili işleyen kimseye caydırıcı ve acıtıcı bir ceza vermesi gerekir. Çünkü ceza her ne kadar tazir cezası olsa da caydırıcı ve acı verici olması lazımdır. Evla olan bu hususun hakimin takdirine bırakılmasıdır.

Abdurrahman Malıkı
İslam Hukukunda Ceza

Yorumlar

ılıskı

bıse sorabılırmıyım
benım esım anal ılskıden sonra bayanın abdest gusul almasını gerklı olmadıgını soyluyrduu ve ben almadım onca yıl cunupmu gezdım
aydınlatırmısınız

Maalesef

Evet o durumda da gusul gerekir, eger sunnet olan kısım girmişse..

arkadan ilişki

BENİM BİLDİĞİM BİR KARI KOCA ARKADAN İLİŞKİYE GİRDİĞİ ZAMAN ERKEK KARISINI DOMUZ SURETİNDE GÖRÜRMÜŞ ZAMANLA ARALARI BOZULUYOR YANİ.. AYRILIKLARIN ÇOĞUDA BU YÜZDEN OLUYORDUR..

GUNAHKAR

selamun aleykum abilerim ablalrim benim hikayem cokk uzun bi o kadarda utandirici kisaca soyle soyleyeyim 6 yasimda iken tacize ugradim yillar boyunca sonra birini sevdim ve ayrildik aramizda kesinlikle birsey gecmedi baska biriyle evlendim yillar sonra eski sevdigimi gordum bulustuk bir yerde iliskiye girmesekte opusmeler oldu birdaha gorusmedik sonrada internet denen bela evimize girdi ilk bastan tamamen masum bir sekilde nette dolasirken kendisni tanimadigim kisi msn adresimi bulmus tanistik falan derken cinsel sohbet ler yaptik bundan bir ay oncesindende cep telefonuyla bir kardesimle tanistik kardesim diyorum 22 yasinda kendisi tamamen iliskiden bahsetmek isterken ben istemedigimi desemde arada bir oldu 27 yasinda bir insan olarak kendimi o kadar pis hissediyorumki 6 yasindan beri 2 evladim var tovbe ettim ama esimin yuzune bakamiyorum 3 yildir benim gibi hayatinda utairici seyler yasamis ve tovbe edip kurtulmus abilerim veya ablalarim varsa ALLAH RIZASI ICIN yardimlarinizi bekliyorum bunu okuyupta gecmeyin belki kurtarirsiniz beni

KURTULMAK İSTİYORUM KARDEŞİM

RABBİM sizi aff etsin inşallah yaptığınız şeyler hiçte
yenir yutulur şeyler değil ama MEVLA nın rahmeti affı sonsuz biz kullarına kalsa senin cezan çok ağır ama MEVLA ERHAMÜRARHİMİN olduğu için affı var diye biliyoruz

tabiki tevbei nasuh edersen aynı hataya günaha bir daha tevesül etmiyeceksen hakikaten yürekten pişmanlık nedamet duyupta tekrar etmezsen umarızki afff olursun...

yoksa işiniz işimiz çokkk zor...

Lutilik demeyin!

Luti demek Lut (a.s) tabi olanlar onu sevenler demek . o malum işi yapanlar ona uymayanlardır. Onlar Allaha ve peygamberine karşı gelmiştir. Onlara Luti o işede Lutilik deyip O güzel insana hakaret etmeyin.

ÇARESİZZZZ

arkadaşlar ben evli biriyim ve bu konuyu size eşimle beraber yazıyoruz...evlendiğimiz ilk zamanlarda bu arkadan ilişkiyi yaşadık günahlarını bile bile bu olayı o an kendimize hakim olamadık ve yaşadık ancak pişman olduk tabi neticesinde tövbe ettik içtenlikle ve o günden sonra hiç yaşamadık...duyduğumuza göre de ömür boyu cünup kalınıyomuş harammış bunları bilebile o an yaşadığımz kendimize hakim olmadığımz için bu günahlardan arınmış oldukmu yoksa bu günahı kıyamet gününe kadar boynumuzdamı taşicaz eğer kurtulmanın başka yolu varsa içtenlikle tövbe etmek yetmiyorsa başka neler yapabiliriz şimdiden cevaplarınız için tşk.ederiz bizi AYDINLATIN

Selam aleykum Ümitsizlik,

Selam aleykum

Ümitsizlik, çaresizlik, "-artık ben cehennemliğim bu saatten sonra kurtuluşum olamaz benim...", "-Allahın yasağını kesin olarak çiğnedim kurtuluşum yok" demek; ŞEYTANDANDIR.
Allah için yapacağınız bir amel, güzel bir iş size onlarca yıllık ibadete bedel bir sevap kazandıra bilir.. İşlediğiniz bir günahtan dolayı pişman olup gerçekten samimiyet ile tövbe edip, Allaha olan korku ve sevgisinden dolayı göz yaşı döken kimse tövbesi kabul olunmakla yetmeyip belki işlediği günah ağırlığında sevap ve güzellikle ödüllendirilecektir.

O ki;

Afüv العفو Günahları affedip sâhibini cezâlandırmaktan vazgeçen
Gafûr الغفور Mağfiret eden, suçları bağışlayan, affeden.
Ganî الغني Çok zengin, hiçbir şeye muhtaç olmayan.
Halîm الحليم Acele etmeyen, günahkârların cezâsını vermeye güç yetirdiği onlara yumuşak davranarak cezâlarını geriye bırakan, hilmi çok olan.
Ra'ûf الرؤوف Çok şefkat ve merhamet gösteren, çok esirgeyen, kolaylık sağlayan.
Sabûr الصبور Çok sabırlı olan, isyankârlardan acele intikam almayan
Vâsi الواسع Bağışlaması bol ve rahmeti çok olan.

Tevvâb التوّاب Tövbeleri çok kabul eden, tövbe kapısını açık tutarak tövbe etme imkânı veren.

“Gel, gel, ne olursan ol yine gel,
İster kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel,
Bizim dergahımız, umitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel." diyor Mevlana Hz.leri...

"Derken Âdem Rabb'ından birtakım kelimeler aldı, (onlarla tevbe etti. O da) tevbesini kabul etti. Muhakkak O, tevbeyi çok kabul eden, çok esirgeyendir."

"Ancak tevbe edip halini düzelterek gerçeği söyleyenler başka. İşte onları ben bağışlarım. Ben çok merhamet ediciyim, tevbeleri çokça kabul ederim."

"Sizlerden zina edenlerin her ikisine de eziyet edin. Eğer onlar tevbe edip kendilerini ıslah ederlerse onlardan vazgeçin. Çünkü Allah tevbeleri kabul eden ve çok merhamet edendir"

"Ancak tevbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah'a sarılanlar ve Allah için dinlerine samimi olarak bağlananlar müstesna. İşte bunlar müminlerle beraberdirler. Allah, müminlere büyük bir mükafat verecektir."

"Hâlâ Allah'a tevbe edip O'ndan af dilemiyorlar mı? Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir."

"Ayetlerimize inananlar sana geldikleri zaman onlara şöyle söyle: Selam olsun size! Rabbiniz rahmeti kendi üzerine yazdı. Sizden her kim bilmeyerek bir kötülük işleyip de sonra arkasından tevbe eder, kendini düzeltirse, muhakkak ki O, bağışlayan, esirgeyendir".

"Eğer tevbe ederler, namazı kılarlar, zekatı verirlerse dinde kardeşleriniz olurlar. Biz âyetleri, bilen bir kavme açıklarız."

"Onlardan bir kısmı günahlarını itiraf ettiler. Ve iyi bir amelle kötü bir ameli karıştırdılar. Ola ki, Allah tevbelerini kabul eder. Çünkü Allah gafurdur, rahîmdir."

"Ey kavmim! Rabbinizden mağfiret isteyin, sonra O'na tevbe edin ki, üzerinize gökten bol bol bereket indirsin ve sizi kuvvetinize kuvvet katarak çoğaltsın. Gelin günahkâr olarak dönüp gitmeyin."

"Kullarının tevbesini kabul eden, kötülükleri affeden ve sizin yaptıklarınızı bilen O'dur."

Sakın tövbe etmekten vazgeçmeyin, her namazınızın ardından Allaha yalvarın bağışlanma dileyin. O ki temiz kullarının nefislerine uyup hatalara düşeceğini bilen ve onları uyaran, ne yapmalarını gerektiğini bildiren Rahman ve Rahim olan Alemlerin Rabbidir.

Selametle kalın.

çaresiz

Allah bilir siz kalbinizi temiz tutun o herşeyi affedendir kullarının dualarını geri çevirmez o cok merhametlidir..

kurtuluş

yaf kardes bilerek yaptınıza göre artık kurtuluşu yok ama bilmeyerek yapsaydınız o ayrı adı üstünde bilemeden yaptınız ama bilerek yaptınızz kurtuluşu yokk

insanları karamsarlığa itmeyin lütfen

s.a değerli kardeşim bilerek yapılan günahlar affolunmayacak diye hiç bir hüküm okumdım daha bu güne kadar. o zamnn cahil insan yapınca mevla onun affedeni oluyo da bilen bir insan yapınca affedilmez mi demek istiyosun?. Rabbimin rahmeti merhameti her şeyi kuşatmışdır, bunu unutmayalım lütfen. mübarek bir Zat olan Bişri hafi örneğini hatırlayalım ve daha binlercesi..Rabbim hepimizin yaar ve yardımcısı olsun selam ve dua ile.

Rahmet ve mağfiretin olduğu yerde çaresizlik olmaz kardeşim .

Kardeşim
İşlenen bir günah eğer devam ederse günahın devamında küfür çekirdeğini besler ve büyütür, her çekirdek büyür ağaç olur kök salar ve sağlamlaşır meyvelerini vermeye başlar.aynen bunun gibide günah tohumları eğer haram suyu ile beslenip nefis ve şeytanın takviyesi ile bakılıp büyütülürse tohum olarak kalmaz zihin akıl kalp ve ruhda kök salar ve kavvileşir.yavaş yavaş acı zakkum cehennem meyvelerini vermeye başlar.ama o kökleşen günah ağacı mağfiret ile kesilip köküne kezzap tövbesi dökülse o zaman yok olup gider belki izi kalır ama aynada görünen yılanın insanı ısırmadığı gibi oda insanı bazen manen ısırır ki o mümin için ders olsun.
Cenabı hakkın Tevvab ve Settar isimlerinin iktizası günahı örtmeyi ve affetmeyi iktiza eder eğer ki kul günahında ısrar etmesin ve devam ettirmesin.günah tövbe ile temizlenir, pişmanlık ile yıkanır, Tevvab Gafur ismiyle gider.Hiç bir günah yoktur ki tövbe edildikten sonra affedilmesin.
Kardeşim Allah insanlara kaldıramayacakları yükleri yüklemez ama insanlar bazen böyle cümlelerle omuzlarına yükleri yüklerler.aslı astarı olmayan sözleri dinden sayıp kendilerine zulmederler,Allahın rahmet dairesini daraltıp kısaltırlar.Nasıl ki bir orucu kasten yemenin cezası 2 aydır ömür boyu değildir.bir günaha sebep olan o çığırı açan belki ömür boyu o günahı işleyenlere vesile olduğu için o çığırı açana o adamların günahları yazılır ama günahı işleyip tövbe edenlerin o günahları devam etmez. Allahın ve peygamberin laneti bir işi devam ettirenlerin üzerine olur,devam ettirmeyenlerin üzerine olmaz onları ömür boyu o günahla aşağılayıp tahkir etmez.Allah mağfireti bağışlanması büyüktür.bir insanı bir kusurundan günahından dolayı ömür boyu aşağılamaz bu tarz bir hareket onun rahmetine zıd düşer.peygamber efendimiz bu işi yapanları yapmamalır için hadislerle ihtar etmiştir.Kuranı Kerim bu işi yapanları helak etmiştir.Lut kavmi bu çirkin işi yapmaya önce eşlerinden başlamışlardır.sonra erkeklere yönelmişlerdir.bu fiili livata işi eşler arasında olduğu zaman küçük lutilik olarak tabir edilmiştir.rabbimizin koyduğu bütün sınırlarda rahmet sınırların çiğnenmesinde azap vardır.mülevves bir lezzet yada sapkınlık için ahlaktan dinden vazgeçilmez.

İnsan günahın sadece azabını ruhunda taşır çünkü işlenen o günah insanın maneviyatını kalbini yaralar. Bıçak darbesi kapanır ama iz bırakır, elbise yırtılır dikilir ama iz bırakır, korkmayın her insan mimsiz medeniyetinin nice günah izlerini taşıyor. İnsanlara bu millete nice cahiliye adetlerini, nice günah haramlarını medeniyet çağdaşlık diye altın tepside sundular mülevves ettiler. Nice helak olan kavimlerin sapkınlıklarını medeniyetin fantezileri zevkleri özgürlükleri diye sundular. Allah Kulun tövbe ettiği pişmanlık gösterdiği bir günahı boynunda taşıtmaz.
Ama şeytan insana günahını boynuna takmak taşıtmak için sağdan soldan önden arkadan gelir.içini aklını kalbini fikrini karartır.
Bazılarına livata günahını bir medar gurur vesilesi yapar,
Kimilerine özgürlük gereği yaptırır.
Kimilerine zevk lezzet gereği yaptırır.
Kimilerine hastalık mazareti ile yaptırır.
Kimilerine sanat adı altında yaptırır.
İşte kardeşim şeytan sizi ümitsizlik karanlığına atmak istiyor
Yanlış fikir ve inançlar cehalet sizi yeis karanlığına atıyor
Din, fıkıh ile ilmihal ile sünnet ile aydınlanın.Çünkü din hayatın hayatı hem nuru hem de ziyasıdır. Bir insana her gün balık yedirmek yerine balık tutmayı öğretmek daha iyidir. Sizde dininiz sağlam kaynaklardan öğrenin insanlar hep kulaktan duyma, temelsiz mesnetsiz asılsız anlamsız hurafe sözlerle yatıp kalktıkları için bir sürü yanlışlara haramlara dalalatlere isyanlara küfre şirke girebiliyorlar. Bazen okun yaydan çıktığı gibi onlarda bir sahtekâr âlimin sözü ile dinden islamdan dışarı çıkıyorlar. Allah muhafaza.Kalbiniz mutmain olsun,gönlünüz rahat olsun,Rabbimizin kuddüs ismi insanı öyle temizler ki insan melaikeden daha nezih temiz ve yüksek olur.rahmet ve mağfiretin olduğu yerde çaresizlik olmaz kardeşim.

Boş ve abes sözlerin maskaralığını yapmaktansa
güzel sözlerin hamallığını yapmayı tercih ederim.

günah üzerine dair bir açıklama

Allah u Teala nın acıması tevbe edenlerin günahından pişman olanların üzerine olması dileğiyle.
İşlenilen fiil Hadis te işaret edildiği gibi lanete sebep olabilecek davranıştır ve tıbbende türlü hastalıklara düçar kılacak sevimsiz bir davranıştır.Ama Allah u Teala şirkten başka(müslüman olduktan sonra kişi kalben Mevla ya şirk koşup bundan tevbe etmez pişman olmazsa bunun dönüşü yoktur ve gerçek asıl lanet bu fiili işleyenlerin üzerinedir)her günahı affedeceğini beyan buyurmuştur.İstemeden bilmeden farkında olmadan yapılan fiil kerih yada günah dairesinde ise günah yazılmaz.Ama bilerek günaha girmek derhal tevbe gerektirir ve en etkili tevbe nasuh yani pişman olunduktan sonra bir daha bilerek yapmamaktır ve hayatın gayeside budur her insan hata yapar önemli olan hatalardan ders çıkarmaktır.Rabbim pişman olan kötü fiilinde devamlı bulunmayan ana-babasının hayır duasını alan,namazlarını doğru kılan,arınan kullarını affedecektir.
Ömür boyu cünup olmak gibi sözler efsaneden öteye geçmez ki cünüplüğün ve guslün sebepleri sonuçları forumda detayıyla anlatılmıştır incelenirse görülebilir.

Rabbimiz günahından tevbe eden kullarını affediver günah bataklığından kurtulmak isteyen kullarının yardımına yetişiver bizleri Huzurunda mahçup duruma düşürme Mevlamız Amin.

Bakın bi

Arkadaşlar eğer zina yapaıyorsanız önden veya arkadan farketmez böyle geçmişsind eböyle şeyelr yapmış olanlarla evleniniz zaten allah nasip eder size merak etmeyin.Günah oldunu bile bile niye yapıyorsunz anlamış değilim.Birde birbirimizi seviyoruz ama arkadaşaım arkadan yapmak için beni zorluyor denmiş.Seven insan sevdiğin acı cekmesini istemez ve sen günah olduğu biliyorsan izin vermiceksin zaten flört başlı başına bir zinadır.Boşanma konusuna gelince eğer iki taraftan biri dayanılmaz acık cekmeye başlamış veya cekiyorsa boşanma davası açmaya hakkı vardır.Şunud abelirtmek isterim eğer evliliğinizin mutlu bi şekilde ilerlemesini istiyorsanız temeli evlenmden önce atacaksınız yani ALllahın helal kıldığı şekilde evleneceksiniz yoksa mutlu olamazsınız

Emincan kardeş

Emincan kardeş, bu konuda yanlış düşünüyorsun.Kadın ve erkek birbirine eşittir ve kadının da boşanma yetkisi vardır.Söylediğin hadis uydurmadır.Allahın resulu kadınları aşağılayıcı ve küçük düşürücü böyle bir sözü söylemez.ŞÖYLE BİR DÜŞÜN.Senin kızkardeşin veya kızın var kocası ona dünyayı zindan ediyor kız boşanmak istiyor ama kocası onu boşamıyor.Şimdi bu kız kaderim buymuş deyip ölene kadar bu adamın kahrını çeksin mi,yazık günah değil mi,buna gönlün razı gelir mi.Biraz düşün.Selamlar sevgiler

selam

allah sonumuzu hayr eylesin...

rey kardes

انّ هنّ ناقصات العقل والدّينhadısı serıfı sahıhı buharıdedır uydurma degıl.pekı suna cewap wer mevlamız meryem suresınde وليسالذكر كالانثىbuyurmaktadır.bu ayetı kerımenın sebebı nuzulu meryem valıdemızın annesı mabetın yanı sımdıkının camısı dıyebılırız temızlıgı ıcın erkek cocuk ıstıyo mevlamızda temızlık hususunda kız cocugunun erkek cocuguna gore daha hayırlı oldugunu belırtmek ıcın meryem valıdemızı gondermıstır.وليساolmadı.kım olmadıالذكر erkek.ne gıbı olmadıكالانثى kadın gıbı olmadı.yanı sımdı mevlamız burda erkeklerımı kucuk gormus hayır sadece erkek ve kadının bazı konularda farklı olduklarını belırtmek ıcın.efendımızde oyle hatta bır hadısı serıfındeالرجل خير من المراةraculler yanı erkekler kadınlardan hayırlıdır buyuruyor.yanı kımse kımseyı kucuk dusurmuyor asagılamıyor hele efendımız asla.kadın erkek esıt degıldır bazı hususlar harıc bacılarım kusura bakmasın ozurdılerım ama bunu kabullenın ıste hadıs.sız oyle takdır olunmussunuz oyle oldugunuzu kabullenmek zorundasınız soyledıgım hadısın bılımsel olarakta destegı vardır aklında ve dınıde zayıfsınız tekrar ozurdılerım.su bosama hususuda o durum farklı yanı erkek kadoncaza ıstedıgını yapıyor ezıyet edyorsa onun hukmu baskadır hem mantıken dusun falan boyle bırsey yoktur daha oncede mısal verdım yın everım hz.ALI efendımız ıslm dını mantık dını degıldır olsaydı ben mestın ustunu degıl altını mesh edrdım buyuruyor.kırıcı sozler kullandıysam ozurdılerım vesselam

İslam dini mantığa dayanır mı dayanmaz mı?

Değerli Emincan islam dini mantık dini değildir diye yazmışın hagi kaynak hangi kitap bilmiorum sen hazreti ALİ Efendimiz böyle buyuruyor demişin.Sen şimdi Bana islamda mantıga aykırı olan bir şeyi söyle.İslam dini kesinlikle mantığa dayanır ve mantıksız hiçbir şey islamda bulunmaz.Bazı şeyleri yazarken lütfen o mantığınızı kullanın öyle yazın

net belası

kardeşlerim pornografi sitelerindeki kardeşlerimize yardımcı olmalıyız o sitelerede de Allah (cc) emir ve yasaklarını bildiren yazılar yazalım ben deniorum amaküfür yiyorum ve çoğu sitede doğruların konuşulacağı korkusundan yoruma izin bile vermiolar ve ayrıca şunu söyliimm pornografik sitelerde dübürden ilişki daha çok yer alıo özellikle türf yapımlarında adamlar günahında günahını yapıo

hepsindende haberdarsın

hepsindende haberdarsın yalnız:)

domuzun boynuna mücevher asmayın

ölümvar rumuzlu arkadaşım o tip sitelerde Allah'ın yüce adını yazıp tepki çekiyosan ayrı bir vebale giriyorsun. Hz Mevlana diyor ki cahile laf anlatmak domuzun boynuna mücevher takmaya benzer. Yani hiçbişey ifade etmez tuhaf ve gereksiz kaçar. Ancak şunu yapabilirsin o sitelerdeki insanlara birebir mesaj yollayıp düşüncelerini iletebilirsin ama uluorta o tip yerlerde ayet hadis yazmak çokta akıllıca değil. Allah'a emanet olun..

DADAS

ALLAHIN EMIR VE YASAKLARINI BILEN BIR INSAN KESINLIKLE KOTU VE FENA ISLERDEN IUZAK DURUR KADINA ARKADAS YAKLASMAK YASAKTIR EYER KOTULUKLERDEN ARINMAK ISTEYEN VARSA NAMAZINI KILSIN ALLAH CC DUA ETSIN RAHATLAR DENEMESI BEDAVA ARKADASLAR SELAMU ALEYKUM

CİNSELLİK

ARKADAŞLAR BEN 16 YAŞINDA Bİ GENCİM ÇOK AZGIN AYIP SÖYLEMESİ NE GÖZ ZİNASINA GİRMEK İSTİYORUM NE DE BAŞKA BİŞİYE NE YAPCAM BEN DURAMIYORUM GÖZ ZİNASI YAPMAK İSTEMİYORUM NE YAPACAM LÜTFEN BANA YARDIMCI OLUN... BİR DE MASTIRBASYON ÇEKEBİLİRMİYİZ BU DURUMDA ŞİMDİDEN ALLAH RAZI OLSUN.YORUMLARINIZI BEKKİYORUM

masturbasyon hakkında

s.a bende 16 yaşındayım. Masturbasyon kesinlikle vücuda zararlı hafıza zayıflığı-erken boşalma-cinsel ilişkideki hazzı önlemesi gibi birçok tıbbi zararı var. Alimlerimizin görüşü ise haram yalnız ebu hanifeye göre zinaya düşme tehlikesi varsa yapabilir. İmam Ahmed bin Hanbel ise bunu vücuttan atılması gereken birşey olarak görmüş (kan aldırmak gibi) ve zinaya düşme tehlikesi varsa yapabilir demiştir. Ebu Leys'e göre bir kişi yapmadığı takdirde zinaya düşeceğinden eminse yapması vaciptir demiştir. Mezhep imamlarımız bunları söyledikten sonra bu hareketin olgun bir müslümana yakışmayacağını söylemişlerdir. Eğer başlamadıysan hiç başlama kurtulamazsın tahrik edici ortamlardan uzak dur ve bir doktor tarafından tedavi olarak bırakmaya çalış.

Tehlikelidir

Sağlık açısındanda son derece sakıncalıdır. Yüce rabbimiz bunu yasakladıysa mutlaka geçerli sebebi vardır. Anal ilişki ile çok tehlikeli virüsler bulaşabilir

kız arkadasım

s.a hocam kız arkadasımla birbirimizi çok seviyoruz ama kız arkadasımın yogun istegi üzerine onu kıramadım ve arkadan bereber olduk ben bunun günah oldugunu biliyordum ve kendisine de söyledim ama o 1 kere yapalım diye ısrar etti şimdi benim sizden ögrenmek istedigim günah oldugunu hatta büyük günahlardan biri oldugunu biliyorum fakat bu bizim nikah ımıza engel midir dinimizce önceden arkadan beraber oldugun insanla nikah kıyabilirmisin şimdiden utancılıgımı belirtmeliyim ama onu da çok seviyorum bu konu aklımı bulandırdı cevabınızı bekliyor ve şimdiden tskr ediyorum

kadının boşanma yetkisi

(Kadının Evliliğe Son Verme Yetkisi)

“Onlara verdiklerinizden bir şey almanız size helâl olmaz. Eşler, Allah'ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından korkarlarsa, o başka. Allah’ın koyduğu sınırlarda duramayacaklarından siz de korkarsanız, kadının fidye verip kendini kurtarmasında her ikisi için de bir günah yoktur. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Onları aşmayın. Kim Allah’ın koyduğu sınırları aşarsa, işte onlar zalimlerdir.” (Bakara 2/229)

Evliliğin yürümeyeceği endişesine kapılan kadın, durumu yetkililere bildirir. Onlar da aynı endişeyi duyarlarsa kadına iftidâ yetkisi verirler. Kadın, ayrılmaya karar verirse, kocasından aldığını geri verir. Âyette geçen, “Onlara verdiklerinizden...” ifadesi, kadının kocasından aldığı mehir ve hediyelerin tamamı olarak anlaşılabileceği gibi, bir kısmı olarak da anlaşılabilir. Bunlardan ne kadarının geri verileceğine yetkililer karar verirler. Kocanın suçu yoksa tamamını geri vermek gerekir.

Yetkili makam mahkemedir. Mahkemenin olmadığı yerde hakeme başvurulur. Mahkeme de işi hakeme havâle edebilir. Aşağıdaki örneklerde kadın, peygamberimize ve halife Ömer’e başvurmuştur.

Ensar’dan Sehl’in kızı Habibe, Sabit b. Kays ile evliydi. Bir gün Peygamberimiz sabah namazına çıkmıştı. Habibe’yi, alaca karanlıkta kapısının önünde buldu. “Sen kimsin?” dedi. “Sehl’in kızı Habibe’yim” diye cevap verdi. “Neyin var?” dedi. “Sâbit ile birlikte olamayacağım” dedi. Kocası Sâbit gelince Peygamber ona: “İşte Habîbe! Allah ne vermişse söyledi.” dedi. Habîbe dedi ki: “Ey Allah’ın Elçisi, onun bana verdiklerinin hepsi duruyor.” Allah’ın Elçisi Sâbit’e dedi ki; “Al o malı ondan”. O da aldı ve Habîbe ailesinin yanında oturdu[1].

Konu ile ilgili farklı rivâyetler şöyledir:

“Sâbit b. Kays’ın eşi şöyle dedi: Onu ahlak ve din yönünden suçlamıyorum fakat müslüman olduktan sonra nankör olmak istemem. Elimde değil[2]. Ondan nefret etmekten kendini alamıyorum[3]. Allah korkusu olmasa yanıma geldiğinde yüzüne tükürürdüm[4].”

“Habîbe Peygamberin komşusu idi. Sâbit onu dövmüştü[5]. O, sert mizaçlı biri idi[6]. O kocasından olabildiğince nefret ediyor ama kocası onu çok seviyordu[7].”

“Allah’ın Elçisi; “Sana verdiği bahçeyi iade eder misin?” dediğinde Habibe, fazlasını dahi verebileceğini söyledi. Allah’ın Elçisi: “Fazlasına hayır. Fakat bahçesini verirsin” dedi[8].”

Sahabe döneminde de şöyle bir olay oldu: Ömer b. el-Hattab’a kocasını şikâyet eden bir kadın geldi. Kadın, içerisinde saman (çer-çöp) bulunan bir eve hapsedildi ve geceyi orada geçirdi. Sabah olduğunda Ömer gecesinin nasıl olduğunu sordu. Kadın “Böyle parlak bir gece geçirmedim” dedi. Bunun üzerine Ömer kocası hakkındaki düşüncesini öğrenmek istedi. Kadın onu övdü ve ardından “O yok mu o!? Fakat elimden başka bir şey gelmiyor!” dedi. Bunun üzerine Ömer iftidâ hususunda ona izin verdi[9].

Ömer, kadının kocasıyla birlikte yaşayıp yaşayamayacağını anlamak istemişti.

Gerek Peygamberimiz gerekse Ömer, nefretin nedenini sormamıştır.

Şu âyet, iftidâ konusuna açıklık getirmektedir:

“Müminler! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri çevirmeyin. Bunlar onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar. Onların bunlara harcadıklarını geri verin. Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur. Kâfir kadınların ismetlerine yapışmayın; onlara harcadığınızı isteyin. Onlar da kendi harcadıklarını istesinler. Bu Allah'ın size hükmüdür; aranızda o hükmeder. Allah bilir, doğru karar verir.” (Mümtahine 60/10)

Peygamberimizin Mekkeli müşriklerle yaptığı Hudeybiye antlaşmasının maddelerinden biri şöyleydi: “Senin dininden de olsa, bizden hangi adam sana gelirse bize geri göndereceksin” Sonra Hudeybiye’de bir grup Mekkeli Müslüman kadın çıka geldi. Bunun üzerine yukarıdaki âyet indi[10]. Antlaşma şartında “adam” diye tercüme ettiğimiz (رجل = erkek) kelimesi vardı. Kadınlar o kapsama girmediğinden Peygamberimiz, âyetteki şartlara uyan o kadınlarla biat etti ve onları geri çevirmedi[11].

Âyet, evli olduğu halde, inançları sebebiyle kaçıp Müslümanlara sığınan kadınları konu etmektedir. Onların bu tavırları, kocalarından ayrılmaya karar verdiklerini gösterir. Yoksa bu kararı vermediği için Mekke’de kalan müslüman hanımlar da vardı. Hudeybiye ile ilgili olarak Allah Teâlâ şöyle buyuruyor:

“Eğer onların arasında olan ve henüz tanımadığınız mümin erkeklerle mümin kadınları ezmeniz ve ondan dolayı size leke sürülmesi ihtimali olmasaydı Allah savaşı önlemezdi. Allah, dileyeni ikramı içine almak için böyle yaptı. Eğer onlar ayrılmış olsalardı ,onların kâfir olanlarını acı bir azaba çarptırırdık.” (Fetih 48/25)

Mümtahine Suresinin 10. âyetini bölümler halinde inceleyelim:

1- "Müminler! Mümin kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları imtihandan geçirin. Onların imanlarını en iyi Allah bilir. Eğer mümin olduklarını öğrenirseniz, onları kâfirlere geri çevirmeyin. Bunlar, onlara helal olmazlar. Onlar da bunlara helal olmazlar."

Kadının hicret etmesi; eşini, ailesini ve yurdunu terk etmesi anlamına gelir. Göç etmesinin sebebini tespit için imtihandan geçirilmesi emredilmiştir. Bu, o kadınların gerçekten inançları sebebiyle göç edip etmediklerini anlamak içindir. Bunun tespiti Müslümanlara maddi külfet yükleyecektir. Çünkü o kadının kocasından, bu şekilde ayrılma kararının onaylanması, bir iftidâ işlemidir. Bu işlemden sonra o artık kocasına helal olmaz. Ama kararla birlikte kocanın kadına yaptığı harcamayı iade etmek gerekir.

2- "Onların bunlara harcadıklarını iade edin."

Bu, Habibe’nin Sabit b. Kays’a yaptığı ödeme gibidir. Hicret eden kadının malı olamayacağından ödemeyi Müslümanların yapması emredilmiştir. Bundan sonra kadın, istediği erkekle evlenebilir. Âyetin üçüncü bölümü onu göstermektedir.

3- "Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenize engel yoktur."

Âyet gösteriyor ki, onların önceki kocalarına yapılan ödeme, Müslümanların bu kadınlara bağışıdır. Yeniden evlenmeleri halinde yeni kocalarından alacakları mehirle o borcu ödemeleri gerekmez.

Burada önemli bir husus daha vardır: Ne bu âyet, ne bakara 229, ne de Habibe hadisi, iftidâda bulunan kadına iddet bekleme görevi yükler. Boşanmada iddet emri, birinci ve ikinci talaktan sonradır. Bu, ailenin yeniden kurulması için alınmış bir tedbirdir, yoksa kadının rahminde çocuk olmadığını tespit değildir. Bu tespit bir tek adet ve temizlik süresi ile yapılabilir. Buna istibra denir. İftidâda gerekli olan da budur.

Bu âyet, devletler hususi hukuku ile ilgili hükümler içermektedir. Âyette müslüman kadınlara tanınan hakların aynısı, Müslümanların nikahı altında bulunan müşrik kadınlara da tanınmıştır. Bunu âyetin diğer bölümlerinden öğreniyoruz.

4- "İnkarcı kadınların ismetlerine yapışmayın." ( و لا تمسكوا بعصم الكوافر )

Âyette geçen (ısam = عصم), (ısmet = عصمة)’in çoğuludur. Ismet Arapça’da engelleme ve koruma anlamlarına gelir[12]. Kadın, kocanın koruması altındadır. Bu sebeple onun, bazı davranışlarına engel olabilir. Burada müslüman kocadan ayrılıp Mekke’ye gitmek isteyen kafir kadın konu edilmektedir. “İnkarcı kadınların ismetlerine yapışmayın” emri, bu kadınlara engel çıkarmayın, anlamına gelir. Konunun devleti ilgilendiren tarafı da vardır. Dolayısıyla âyet, “o kadınların ülkeyi terk etmesine engel olmayın” anlamına da gelebilir. Ömer, bu âyetin indiği gün, iki müşrik karısını serbest bırakmıştı. Onlar Mekke’ye gitti ve biri Ebû Süfyan ile diğeri de Safvân b. Umeyye ile evlendi[13]. Ebû Süfyan Mekke’nin fethi sırasında, Safvân b. Umeyye ise Huneyn savaşından sonra müslüman oldu[14].

Kafir kadının müslüman koca ile yaşamak istememesi bir iftidâ talebidir. Bu talebin sonuçlanması, kocasından aldığını iade etmesine bağlıdır. Âyetin ilgili hükmü şöyledir:

5- "Onlara harcadıklarınızı isteyin."

Bu kadınlar, müslüman kocalarının kendilerine verdikleri mehir ve aldıkları hediyeleri iade edince, Habibe gibi serbest kalırlar.

6- "Onlar da kendi harcadıklarını istesinler."

Nasıl müslümanlar yaptıkları harcamayı istiyorlarsa, müşrikler kendi harcamalarını isteyebilirler. Yani onlara böyle bir talep hakkı tanınır.

Müslümanların müşrik eşleri kaçıp kendi dindaşlarının yaşadığı ülkeye sığınır da kocaları onlara yaptıkları harcamayı alamazlarsa onlar için aşağıdaki hüküm uygulanacaktır:

“Eşlerinizden biri kâfirlere kaçar, sonra onlardan öcünüzü alırsanız ganimetten, eşleri kaçıp gitmiş olanlara, harcadıkları kadar ödeme yapın...” (Mümtahine 60/11)

Sonuç olarak âyetler, kadına evliliği sona erdirme hakkı tanımış, Peygamberimiz uygulamasıyla konuya açıklık getirmiştir.

--------------------------------------------------------------------------------

* Prof. Dr. Abdulaziz Bayındır, Kur'an-ı Kerim'in Açıklamalı Meali, İstanbul, 2003, s. 207-212

[1]- el-Muvatta’ Talak 11.

[2]- Buhârî, Talâk 13.

[3]- İbn Mâce, Talak 22.

[4]- İbn Mâce, Talâk 22.

[5]- Darimi, Talâk, 7.

[6]- İbn Sa’d, VIII/326 (Ârim b. Fadl Hammad ibn Zeyd’den tahdisen, o Yahya b. Said b. Kays b. Amr b. Sehl’den nakledilmiştir).

[7]- Kurtubî, Tefsir, III/95.

[8]- Şevkânî , VI/277

[9]- Mâlik b. Enes, Müdevvene, II/341.

[10]- Buhârî, Şürut, 15.

[11]- Safiyyurrahman el-Mubarekfûrî, er- Rahîk’ul-mahtûm, Beyrut – Lübnan, 1408/1988, s. 314.

[12]- el-Feyrûzâbâdî, el- Besâir, عصم maddesi.

[13]- Buhârî, Şürut 15. Buhârî, Ömer’in karısını boşadığını yazmaktadır. Biz, o kelimeyi “serbest bıraktı” diye tercüme ettik. Çünkü hadis rivayet eden kişiler, duydukları kelimelerle değil, o kelimelerin kendi zihinlerinde bıraktığı anlam ile naklederler. Buhârî hadis öğrenimine hicrî 205 yılında başlamıştır. Ölümü 256’dır. Yani olay ile kendi arasında en az 220 yıl vardır. Daha önce görüldüğü gibi sahabe döneminden sonra iftidâ unutulmuş, yerini muhâlaa almıştır. Böyle bir ortamda hadis nakleden kişilerin karı-koca arasındaki her ayrılığı boşama diye algılamaları normaldir.

[14]- Muvatta’, Nikah, 20

yusufcuk

Aklına gelen veya gelmeyen en büyük günahları da işlemiş olsan,samimi bir tevbeyle, Allah sonsuz rahmeti ve sevgisiyle o günahı affeder.Tevbe ile Affedilmeyecek hiç bir günah yoktur,yeterki bir daha aynı şeyi yapma.Biraz rahatla.Herkesin söylediklerine de hemen inanma,biraz araştır.Selamlar sevgiler

nakşilerden

Alıntıladiğım yazınızda kadının boşanma hakkı yoktur mu demek istiyorsunuz.Eğer öyleyse deliliniz nedir.Selamlar sevgiler

naksılere cewap REY KARDESIME

ewt yoktur ancak nıkah esnasında kocanın karsına bır weya ıkı talak hakkını wermesıyle olur.DELILIM KADINLAR AKLINDA VE DI NINDE ZAYIFTIR.H.Ş BU HADISTEN YOLA CIKARAK DUSUN BAKIM SEN HASTA BI INSANA HERHANGI BIR KONUDA BANA AKIL WER DIYEBILIRMISN EWT DERSIN AMA SAN SAGLIKLI CEWAP WERECEKMI HAYIR O YUZDEN KADINDA BOYLEDIR AYIN 10 GUNU BELKIDE YARISNI HASTA OLARAK GECIRIYORLAR HASTA BIR INSAN DA IRADESINI MUHAFAZA EDEMEZ WE SENI KUCUK BIR SEBEPTEN DOLAYI BOŞAYABILIR YANI SEBEPSIZ DIYEBILIRZ HALBUKI ERKEK HER ZAMN SAGLIKLIDIR BEDEN SAGLIGINIDA RUH SAGLIGIYLA BIRLESTIRDIGINDE KADIN GIBI HEMEN BOSARMI SENCE

Yorum izleme seçenekleri

Yorumların gösteriminde tercih ettiğiniz şekli seçerek değişiklikleri etkinleştirmek için "Ayarları kaydet"i tıklayınız.

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.
  • Web sayfası ve e-posta adresleri otomatik olarak bağlantıya çevrilir.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?: