try another color:
try another fontsize: 60% 70% 80% 90%
ZehirliOk.COM
Sağlık, Huzur, Mutluluk, Aile Ve Evlilik

Ergenlik çağındaki bir genç…

Bozuk bir grupla tanıştı onlarla yolculuk etmeye başladı…Yolculuklarının birinde bir kızla tanıştı… onu sevdi…kızda onu sevdi…

İlk başta söz…ilk başta cilve…ilk başta beraber oturmalar…ilk başta bişey olmadı!!!

Ergen genç ilk defa bir kızla tanışıyordu…İlk defa bir insanın kalbini aşk dolduruyorsa….TAMAM!!!...

Çünkü önceden tecrübe etmedi…bunun şeytanın adımlarından bir adım olduğunu anlayamadı…

Günler geçti… Birgün kızla birlikte bir odada baş başa kaldı…Kız çok kolay bir şekilde !!! ‘’ hadi’’ dedi…

Genç: Neeeee!!!

Kız: Aklına geleni yap!Sen bunu istemiyor musun?İstedigini yap!!!

Genç diyor ki: ‘’ Korktum’’ Onu ne korkuttu? …

Diyor ki: Allah ı hatırladım… İman hala kalbinde….imanı hala yaşıyor…

-’’Allah tan korktum ve kıyamet gününü hatırladım…Allah’ın heybetini düşündüm...

Sultanın eşleri

Bir zamanlar büyük ve güçlü bir sultan varmış, muktedir sultanın dört eşi varmış. Sultan en çok dördüncü eşini sever, ona özen gösterir, bir dediğini iki etmezmiş.
Bu en çok sevdiği eşi günün her saatinde yanında, gözünün önündeymiş, sultan ondan ayrılmayı aklının ucundan geçirmezmiş. Yüreği ve merhameti geniş olan sultan, üçüncü eşini de severmiş. Ancak nedense bu eşinin günün birinde kendisini terk edebileceğinden korktuğu için, onu çok kıskanır, üzerine titrermiş. Öyle de olsa, ona sahip olduğu için gurur duyar, başkalarına tanıtmaktan özel bir zevk alırmış.

Her sözü ferman olan sultanın ikinci eşine olan sevgisi ve ilgisi de az değilmiş. Kendisine karşı her zaman iyi ve sabırlı davranan eşi, ne zaman bir derdi olsa daima yanında olur, ona destek verirmiş. Birinci ve ikinci eşinin kendilerine özgü özellikleri var; ama sultan en çok kendini üçüncü eşinin yanında huzurlu ve güvende hissedermiş.

Chat yapan bütün kızlara!!!!!!

Chat kullanan bütün kızlara!!!(Bir ailenin dağılmasına sebep olan yaşanmış acı veren bir olay)

Bu olay sizlere sahibinin dilinden anlatılıyor.Uzun olmasına rağmen dikkatle okunması gereken bir ailenin sebepsiz yere üzücü bir şekilde viran oluşunu anlatan bir olay… Olayı yaşayan kız diyor ki: ” Kardeşlerim, Esselamu Aleykum ve Rahmetullahi ve Berekatuh İşte sizlere gerçek,acı veren,üzücü,hayatımı yok eden,geleceğimi parçalayan,aile hayatımı öldüren,eşimle yollarımızı ayıran hiyake… Ben muhafazakar ve bilinen bir ailenin ahlak ve İslam terbiyesi üzerine yetiştirilmiş kızıyım.Hiçbir zaman düşüncesiz yada eğlence arayan bir kız olmadım.Allah’ı kızdıracak bir iş yaptığımı hiç bilmem. Beni seven benimde onu sevdiğim bana fazlasıyla güvenen iyi bir insanla evlendim.Onun şımarık eşiydim hatta ailem ve akrabalarımdan bir çoğu bana eşimin beni daha önce hiçbir kızın görmediği kadar şımarttığını söylüyorlardı.

Benim eşimden birşey isteyipte onun reddedip ”hayır” dediğini hatırlamam ondan ne istesem getirirdi.Birgün ona internet kullanmak istediğimi söyledim ilk önce bunun iyi olmadığını,benim için uygun olmadığını söyledi.Kurnazlıklarla ona interneti aldırdım ve kötü yönde kullanmayacağıma dair söz verdim o da kabul etti.(keşke kabul etmeseydi.)

Uyuşturucu ve şiddet derken porno

"Veliler dikkat, odasında ders çalışıyor sandığınız çocuğunuz İnternet'te tanımadığı birine soyunuyor olabilir" diyen yazar Cebeci, genç kuşaklara seslenmeyi de ihmal etmedi.

Dijital liseli kız!

GÖZLERİ konuşurdu susunca, mahzun: / 'Seni seviyorum' derdi. / Sevdadan, gurbetten, hasretten yana / Sıcak türküler söylerdi... Üstelik bir ceylan gibi sebepsiz / Ürkek halleri vardı. / Ayrılık deyince oturup sessiz / Çocuklar gibi ağlardı.

Yavuz Bülent Bakiler'in ünlü Liseli Kız adlı şiirinin bir bölümü böyle... Bu şiir, 1960'lı ve 70'li yıllarda gençlerin çoğunun ezberindeydi.

Ama o masum ve mahzun liseli kız, gençlerin ezberindeki şiirden çıkıp, internete ve dijital cep telefonlarına düştü!

Hem de beyaz dantel yakası ve porno görüntüleriyle...
Yazık oldu liseli kıza, hem de çok yazık!

chat

s.a.
öncelikle başıma gelen hayatım boyunca ibret alarak hatırlayacağım bir olayı anlatmak istiyorum.
internette işim olduğu zaman hep internet kafeye gitmek zorunda kalırdım.iş arama,işte şirketlerden çıktı alma gibi şeylerden dolayı o uygunsuz ortama girmek zorunda kalırdım. sağolsun bir gün ablam bana adsl aldığını söyledi. ve artık kafeye gitmek zorunda kalamyacaktım yaşaşın!!!!!!acaba.....bimemezlik çok zor birşey. bilgiliyim kütürlüyüm ya haydi bakalım gelsin chat sayfalarındaki oyun kanalları.haydi çok iyi gidiyorsun...derken birisi çıkıp sizinle konuşmaya başlıyor...iyi niyetlisiniz,cahilsiniz ya ,karşıdaki anladımı çok güzel oltaya geliyorsunuz....bide msni verdimmi tam oluyor...sizde karşınızdaki insanı size karşı ciddi ve seviyeli zannediyorsunuz??????
sizinle öyle şeyler konuşuyorki saflığızdan cahilliğinizden yararlanılıyor....

Kendini seven başkasını sevemez


Tabipler diyor ki, hasta perhiz yapmalıdır. İyi olmadan önce ona gıda iyi gelmez. Yağlı kuş eti bile böyledir. Hatta hastalığını arttırır. Bunun için, önce hastayı iyi etmeyi düşünmek lazımdır. Bundan sonra, uygun gıda vererek, eski kuvvetli hâline kavuşturulması düşünülür. Bunun gibi, (Kalblerinde hastalık vardır) mealindeki âyet-i kerimede bildirilen kalb hastalığına yakalanmış olanların hiçbir ibadeti ve taati fayda vermez, belki zarar verir.

(Çok Kur’an-ı kerim okuyanlar vardır ki, Kur’an-ı kerim bunlara lanet eder) hadis-i şerifi meşhurdur.

(Çok oruç tutanlar vardır ki, onun oruçtan kazancı, yalnız açlık ve susuzluktur) hadis-i şerifi de sahihtir.

Kalb hastalıklarının mütehassısları olan tasavvuf büyükleri de, önce hastalığın giderilmesi için yapılacak şeyleri emir buyururlar. Kalbin hastalığı, Hak teâlâdan başkasına tutulması, bağlanmasıdır. Belki, kendisine bağlanmasıdır. Çünkü herkes, her şeyi kendi için ister. Çocuğunu sevmesi, kendini sevdiği içindir. Malı, mevkı’i, rütbeyi hep kendi için ister. Onun mabudu, tapındığı şey, kendi nefsidir. Nefsinin istekleri arkasında koşmaktadır.

Haset edilmeyen tek nimet

Her nimet sahibi haset edilir. Haset edilmeyen tek nimet, tevazudur. Tevazu, kimde olursa olsun, sahibini mahcup etmez. Zira tevazu, her iyiliğin anahtarıdır. Tevazuun zıddı olan kibir ise, her iyiliğe engeldir. Bunun için; “Alçak gönüllü olan kurtulur, kibirli olan ise yanar” buyurulmuştur.

Bir kimsenin iyi olabilmesi, iyi bir Müslüman olması ile mümkündür. İyi bir Müslüman da, doğru bir itikada sahip olur, kendisine lazım olan fıkıh bilgilerini öğrenir ve bunlara uygun hareket eder. Böyle olan bir Müslüman, ilim öğrendikçe, ibadet edip yükseldikçe, tevazu gösterir. İtikadı bozuk, bid’at ehli bir kimse ise, ibadet ettikçe, bilgisi arttıkça büyüklenir, herkese tepeden bakar yani kibirli olur.

Tevazu, bir haldir. Hiç kimseye tepeden bakmamak ve hiç kimseden de kendini aşağı görmemek halidir. Tevazu sahibi olmak başkadır, tevazu göstermek başkadır. Tevazu göstermeye çalışmak, kibirdendir. Çünkü tevazu sahibi olduğunu göstermeye çalışan kimse, kendinde bir varlık, bir kıymet, bir değer olduğunu göstermeye çalışmaktadır. Halbuki tevazu sahibi olan kimse, kendinde bir varlık görmez. Bu sebeple de, tevazu göstermeye ihtiyaç duymaz.

"mesut olmanın sırrı"

Dünyadaki bütün insanlar mesut olmak ister. Fakat, mesut olan, pek azdır. Çünkü, saadetin neden ibaret olduğu bilinmiyor.

Saadet, yalnız dünya saadetinden ibaret değildir. Aksine, asıl saadet ahiret saadetini elde etmektir.
Ahiret saadeti için Allahü teâlânın kanunlarına ve emirlerine yani Kur’an-ı kerime ve Peygamber efendimizin sözlerine itaat etmek lazımdır. Allahü teâlânın emirleri arasında; Öldükten sonra tekrar dirilmek, yani ahirete inanmak da vardır. Cenâb-ı Hak ahiretin nihayetsiz olduğunu, ebedi olduğunu bize bildiriyor. Dünya hayatı ise, sayılı günlerden ibarettir. O halde, saadet iki başlı demektir:
1-Biri ahiret saadeti,
2-Öteki de dünya saadeti.

Bu iki saadetten hangisi önemlidir? Bunu akıl ve izan sahibi insanlar kolaylıkla anlayabilir. Aklımız ve izanımız ahiret hayatının, dünya hayatı ile mukayese edilemeyecek kadar önemli olduğunu bize gösterir.

ÖZLÜ SÖZLER

► Akıllı adam aklını kullanır. Daha akıllı adam başkalarının da aklını kullanır. (Bernard Shaw)
► Altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla erir. (Pitagor)
► Bilgi büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir. (Brigitte)
► Bilgi cesaret verir, cehalet küstahlık. (Terry)
► Bilgiyle dirilenler ölmez. (Hz. Ali)
► Bir şeye ait her şeyi öğrenin; her şeye dair bir şeyler bilin. (Var Dyke)
► Bir şeyi gerçekten bilmek, onu anlatmakla olur. (Sokrates)
► Bugün, hayatınızın geri kalanının ilk günüdür. (1970'lerin Duvar Yazısı)
► Düşünmeden öğrenmek faydasız, öğrenmeden düşünmek tehlikelidir. (Konfüçyüs)
► Erişmek istedikleri bir hedefi olmayanlar, çalışmaktan zevk almazlar (Emile Raux)
► Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz. (Konfünçüs)
► Evlilikte başarı yalnız aranan kişiyi bulmakta değil,aranan kişi olmaya da bağlıdır. (Foster Wood)
► Ey yaşam senin bunca değerli oluşun ölüm sayesindedir. (Seneca)
► Gideceğiniz yeri bilmiyorsanız, vardığınız yerin önemi yoktur. (Peter F.Drucker)
► Güzel yüz aynaya aşıktır. (Mevlana)

KIYAMET GÜNÜNDE ALLAH 7 ZÜMREYE RAHMET NAZARIYLA BAKMAZ !!!

1) homoseksülelliği yapan ve yaptıran

2) istimna yapan (eliyle boşalan)

3) hayvanlarla temas kuran

4) anası ile kızını aynı anda nikahlamak

5) komşusunun hanımı ile zina yapan

6) Lanet ettirircesine komşusunu üzen

7) Karısına arka yoldan yaklaşan

Gençlik Problemleri Ve Dinimizin Ortaya Koyduğu çözüm yöntemleri !!!

Bilimsel araştırmaların sonuçlarına göre toplumda en çok görülen, günümüz gençliğinin temel problemleri ve dinimiz İslâm’ın ortaya koyduğu çözüm yollarından bazıları şunlardır:

1- Alkol ve Uyuşturucu Kullanmak

İslâm Dininin gözettiği hedefler; dini, aklı, nefsi, nesli ve malı korumaktır. Dinimizin çok değer verdiği ve korumaya çalıştığı akla zarar veren alışkanlıkların başında alkol ve uyuşturucu gelmektedir. Alkollü içkiler hem ferdî hem de içtimaî bir problemdir. Bunları kullanan fertlerin yanında ve çevresinde bulunanlar olumsuz etkilenir.

Kur’ân-ı Kerim’de; “Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşalar, fal ve şans okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durursanız kurtuluşa erersiniz. Şeytan, içki ve kumar yoluyla ancak aranıza düşmanlık ve kin sokmak, sizi Allah’ı anmaktan ve namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçtiniz değil mi?” (Maide/5, 90-91) buyururken, Peygamberimiz de (s.a.s.), alkolle ilgili olarak, sarhoşluk veren her maddenin, ayrıca çoğu sarhoşluk veren maddenin azının da haram ve içkinin her kötülüğün anahtarı olduğunu beyan buyurmuştur. (İbn Mace, “Edeb”, 2:1119)

Aşk’ınız kaç?

Hülya Koçyiğit’li bir Türk filminin finalinde, pek çok kavgaya ve belaya sebebiyet vermiş pahalı bir kolye, aşklarının böyle bir uğursuzlukla zedelenmesini istemeyen âşıklar tarafından denize atılır. Bu bir ‘mutlu son’dur. İnsanın içinden ‘paraya çevirip kenarda bekletseydiniz, bunun yarını var, öbür günü var’ diye geçer. Ama belli ki âşıklar paraya tahvil edilebilen şeylerin parayla ölçülemeyecek değerleri erozyona uğratabileceğinin farkındadırlar ve böyle bir tehlikeyi göze almak istemezler. Tevazu gösterirler, aşk yeterlidir ve insan olana kâfi gelir.

Türk sinemasının ideal bir aşk tasavvuru sunduğunu, onun olması gereken her halini doğru bir biçimde karşılamış olduğunu iddia edecek değilim. Ama bu filmden ve benzerlerinden 20–30 yıl sonra, bugün gelinen noktaya baktığımda keşke Türk filmlerine o kadar çok gülmeseydik diyorum. Şimdilerde aşk kapitalizmin sosyal küvetinde yıkanıyor ve pahalı havlulara sarınıp çıkıyor, çıkan şey aşka benzemiyor. Elime bir bakkal mumu alıp şu meşhur ‘Bedenime sahip olabilirsin; ama ruhuma asla!’ klişesini arıyorum, bu ateş olsa cürmü kadar yer yakacak mağrur söze, insanların kendine gülüyor olmasına aldırmadan, bir anlam üzerinde deviniyor olmasına bakıyorum.

Çam ağacının gölgesinde

DEFİLE: Ünlü mankenlerin boy gösterdiği bir defile yapıldı geçen ay.. Tesettürlü mankenlerin kırıtan yürüyüşleri gözlerimi yaşarttı, yüreğimi cızlattı.... "Nasıl daha fazla ilgi çekebilirim?" sorusuna cevap arayan bayanlar için son derece faydalı bir defile olmuştur herhalde.. Defileyi seyreden muhafaza KÖR erkekler ne düşünmüşlerdir acaba: Belki de şunları: "Nöbetçi hakimi bulsam da, bizim hanımı hemen boşayıp şurdan bir manken kapsam." ya da "İnşallah bizim hanımla kız seyretmiyordur. Bunları giyip de böyle yürürlerse toplu katliam yapmam gerekebilir."

Defile görüntülerini izlerken bir ara uyku bastırmış, uyuyakalmışım. Rüyamda Şeytan'ı gördüm.

ENGELLERİ AŞMAK...

Engelleri aşmak…(Haddim mi bilmiyorum ama içimden geçenleri bilmenizi istedim)

Servis beklediğim durakta her gün onlarca insanı uğurluyorum hayat kavgasına. Bunlardan biri temiz giyimli, özenle taranmış saçları ve aydınlık yüzüyle işine koşarcasına giden bir genç. Bacağındaki engele rağmen, fıtratı yağ bağlamış insanlara inat, insanı kıskandıracak bir hızla adeta uçuyor. Her gün yolunu çevirip kendisine hayranlığımı söylemek istediğim pırıl pırıl bir genç. Evden çıktıktan sonra yolumun üstünde karşılaştığım, boyu kısa ama ruhu cüceleşmiş insanların örnek alması gereken bir simayla, yüzündeki tebessümle etrafa ışıklar saçan ağabeyi de unutmam haksızlık olur.

İNSANSAK EĞER

İNSANSAK EĞER
İnsansak eğer, insan gibi yaşamalı ve insanca olmalı davranışlarımız. Güler yüzü zengine çatık kaşı fakire göstermemeliyiz.
İnsansak eğer, kalp taşıyoruz içimizde sevmek ve sevilmek için. Kin ve nefret tohumları ekmek için değil
İnsansak eğer, kan kokmamalı güllerimiz. Açan her gonca muhabbetle selamlamalı güneşi ve insanı.
İnsansak eğer, gülerken kan damlamamalı dişlerimizin ucundan. Vahşette hayvanlarla yarışmamalıyız.
İnsansak eğer, aydınlık yarınlara sevdalanmalı yürekler. Gelecek nesillere güzel bir şeyler bırakmanın telaşı olmalı yüzümüzde.
İnsansak eğer, sızlamalı vicdanlar hataların akabinde. Kararlar ne olursa olsun beraat etmemeli kendi vicdanımızda. Hata yapmada ısrar etmek, şeytanı beslemek demektir unutmayalım.
İnsansak eğer, akan gözyaşlarına duyarsız kalmamalı insan. Elinden bir şey gelmiyorsa ağlayabilmeli onun acısını anlayarak. Bir yanda vahşeti izlerken öbür yanda mideyi doldurmamalı hayvanlar gibi
İnsansak eğer, her canlının değerli olduğunu, bu değerin bizatihi varlığının kendinden kaynaklandığını bilmeliyiz.

Son yorumlar

. . . . . . . . . . . . . . Iste Zehirli Ok'lar . . . . . . . . . . . . .
Alkol · Flört · Porno · Seks · Zina · Göz Zinası · Şehvet · Aşk · Chat · Dans · İftira · Nefis · Medya · Televizyon · Şeytan · Büyü ve Sihir · Cincilik · Fal · Kehanet · AIDS

. . . . . . . . . . . . . . Panzehirler . . . . . . . . . . . . .
Amel · Dua · Namaz · Oruç · Zekat · Evlilik · Eğitim · Hayat · Aile · Gençlik · Kadin · Tesettür · Sevgi · Maneviyat · Ahlak · Bela ve Musibet · Edep · Haya · iffet · Sabır · Tevbe · Şefeaat· Nasihat · RIZIK · Sağlık

Perde arkası · Güvenlik · Haber · Hikaye · Kitap Tavsiyesi · Soru-Cevap · Şiir · Asrı Saadet · Osmanlı

Anket

Chat, forum ya da messenger den tanıştıkların ile sohbetin boyutu ne kadar?:
İçeriği paylaş